AbbVie Türkiye Genel Müdürü Barlas Döner ile şirketin odaklandığı tedavi alanlarından Ar-Ge çalışmalarına, sosyal sorumluluk anlayışından kurum kültürü ve İK stratejilerine kadar uzanan kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.
Biraz kendinizden ve AbbVie’nin vizyonu ile odaklandığı tedavi alanlarından bahseder misiniz?

Sağlık sektöründe kariyerime 2006 yılında başladım. 2017 yılında AbbVie ailesine katıldım. Türkiye ve yurt dışında çeşitli liderlik rollerinde bulundum. Spesifik farma ve onkoloji birimlerinin yöneticiliğinden Allergan Aesthetics Türkiye Genel Müdürlüğü’ne, oradan da İngiltere’ye uzanan bir yolculuğum oldu. Şubat 2023’ten AbbVie Türkiye Genel Müdürü olarak atandığım Ocak 2025 tarihine kadar Allergan Aesthetics Uluslararası Pazarlama ve Ticari Operasyonlar liderlik ekibinde Marka Mükemmelliği ve Satış Gücü Etkinliği Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüm.
AbbVie, hastalar için yenilikçi ilaçlar keşfetmeye ve geliştirmeye kendini adamış araştırma odaklı global bir biyofarma şirketi. 2013 yılından bu yana bilimsel uzmanlığımız ve tecrübemizle immünoloji, onkoloji, nörobilim, göz sağlığı ve medikal estetik gibi öncelikli alanlarda dünya çapında etki yaratan çözümler geliştiriyoruz. Molekül keşfinden ilaç geliştirmeye kadar uzanan süreçte hastaları her zaman odağımıza alıyor; karşılanmamış sağlık ihtiyaçlarına çözüm sunan yenilikçi tedavilere erişimi artırmayı, bakım standartlarını yükseltmeyi ve böylece hastaların yaşam kalitesini iyileştirmeyi toplumsal sorumluluğumuz olarak görüyoruz.
Global bir biyofarma şirketi olarak yeni tedaviler geliştirmek üzere Ar-Ge faaliyetleri sizin için ne anlam ifade ediyor? AbbVie’nin ülkemizde ilaç Ar-Ge’sinin gelişimine katkıları neler? AbbVie yıllık cirosunun ne kadarını Ar-Ge için ayırıyor, global firmalar içinde Ar-Ge ve klinik araştırmalara yaptığınız yatırımla bulunduğunuz konumu nasıl değerlendirirsiniz?
AbbVie olarak odak tedavi alanlarında dünya standartlarında ilaçlar geliştiriyor, Ar-Ge’ye yoğun yatırım yapıyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana 73 milyar ABD dolarının üzerinde kaynakla, 20 ülkedeki ileri teknoloji merkezlerimizle inovasyonu destekliyoruz. Sadece 2024’te gelirimizin %19’unu, yaklaşık 10,8 milyar dolarını Ar-Ge’ye yatırdık. Portföyümüzde 90’a yakın molekül ve cihaz bulunuyor. Türkiye’de ise Temmuz 2025 itibarıyla immünoloji, onkoloji ve göz sağlığı alanlarında 40 global klinik araştırma yürütüyoruz.
Stratejik satın almalarla bilimsel gücümüzü artırıyoruz. 2025’te Gubra ile yaptığımız iş birliğiyle obezite tedavisinde yeni nesil bir amilin analoğu geliştiriyoruz. Nimble Therapeutics’i satın alarak otoimmün hastalıklar ve sedef hastalığı için yeni oral peptid tedavilerini bünyemize kattık. 2024’te Aliada ve Cerevel Therapeutics’i satın alarak nörolojik hastalıklara yönelik güçlü bir araştırma portföyüne sahip olduk. ImmunoGen’in katılımıyla da onkoloji alanında antikor-ilaç konjugatları geliştirerek özellikle yumurtalık kanseri gibi zorlu hastalıklara yönelik çözümler sunma potansiyelimizi artırdık.
AbbVie’nin sosyal sorumluluğa bakış açısından bahseder misiniz? Toplum, hasta ve hekim odaklı hayata geçirdiğiniz projelerinizi biraz anlatır mısınız?
AbbVie olarak insanların yaşamlarında kalıcı ve sürdürülebilir bir etki yaratmayı hedefliyor, topluma katkı sunmayı kültürümüzün temel bir parçası olarak görüyoruz. 6 Şubat 2023’te ülkemizde yaşanan büyük deprem felaketinin ardından, sosyal sorumluluk odağımızı bölgeden hiç ayırmadık. AbbVie Vakfı aracılığıyla uluslararası yardım kuruluşlarına 1 milyon dolar bağışta bulunduk. Ayrıca TSÇV iş birliği ile Hatay’daki depremden etkilenmiş engelli çocuklara 2.700’ün üzerinde fizyoterapi, özel eğitim ve psikolojik destek sunulmasına katkıda bulunduk.
2018 yılından bu yana ülkemizde TSÇV iş birliğiyle, spastisite ve otizm gibi nörogelişimsel bozukluk riski taşıyan 0-36 ay arası bebeklerin erken dönemde özel eğitim ile rehabilitasyon desteğine ulaşmalarını hedefleyen ‘Kutup Yıldızları’ projesini yürütüyoruz. ‘Erken Müdahale Programı’ kapsamında bugüne kadar 166 bebek ve ailesinin yaşamına dokunarak sosyal hayata katılımlarına katkı sunduk.
Ayrıca AbbVie olarak her yıl Haziran ayında dünya genelinde düzenlediğimiz gönüllülük etkinliğimiz ‘Olasılıklar Haftası’ ile topluma değer katmaya devam ediyoruz. 2025 yılında gönüllülük kültürümüzü yaşatarak hep birlikte anlamlı projelere imza attık. 80 gönüllü çalışma arkadaşımızla yürüttüğümüz iki sosyal sorumluluk projesi, benim için de unutulmaz anlar barındırıyor. 18 Haziran’da Bilim Kahramanları Derneği’yle Gaziantep’te liseli gençlerle bilim atölyeleri düzenledik, onların gözlerindeki merak ve umut hepimize ilham verdi. 26 Haziran’da ise İstanbul’da TSÇV ile serebral palsili çocuklar için destek malzemeleri hazırladık. Paylaşmanın ve dayanışmanın gücünü derinden hissettik.
Toplumla bağ kuran bir kurum olma vizyonumuzla gönüllülük projelerine gönülden bağlıyız. Bu yaklaşımımız ile 2025’te Great Place to Work Enstitüsü’nün ‘Sosyal Sorumluluk ve Gönüllülük’ özel ödülünü almaya hak kazandık.
AbbVie neredeyse kurulduğu yıldan bu yana her sene en iyi işverenlerden biri oluyor. Şirketin genel müdürü olarak AbbVie’de çalışmanın ayrıcalıklarını sizden dinleyebilir miyiz? Nasıl bir kurum kültürü var şirket içerisinde?
AbbVie’de en iyi fikirleri destekleyen kapsayıcı bir kültüre sahibiz. Hakkaniyet, eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık yaklaşımımızla herkesin özgün kimliğine değer veriyoruz. Cinsiyet eşitliğine verdiğimiz önemle, çalışanlarımızın %47’si, yönetim ekibimizin %61’i ve liderlik rollerimizin %50’si kadınlardan oluşuyor. Bu dengeyi işe alımdan itibaren sistemli biçimde gözetiyor, kadın liderliğini teşvik ediyoruz. Ayrıca genç kuşakların sesine kulak veriyor; Fresh, Xperience, FreshMED ve FutureMED gibi genç yetenek programlarımızla onların gelişimini destekliyoruz. 30 yaş altı çalışanlarımızdan oluşan Genç Danışma Kurulumuz sayesinde genç bakış açısını stratejimize ve kültürümüze entegre ediyoruz. Bu yaklaşımlarımız ile 2025 yılında Great Place to Work Enstitüsü tarafından ‘Best Workplaces for Young Millennials’ ödülüne lâyık görüldük.
AbbVie olarak kapsayıcılığı sadece söylemde değil, yaşamın her alanında hayata geçiriyoruz. Partner Sağlık Sigortası, özel izin uygulamalarımız, Vitality çalışan destek programı, yaz döneminde genişletilmiş esnek ve uzaktan çalışma imkanı gibi haklarla çalışanlarımızı destekliyoruz.
Bu insan odaklı yaklaşımlarımız sayesinde 2025 yılında GPTW tarafından düzenlenen ‘Türkiye’nin En İyi İşverenleri’ araştırmasında birinci seçilerek bu unvanı 11. kez kazandık. Bugüne kadar aralarında ‘Kadınlar için En İyi İşveren’, ‘Yaşam Boyu Öğrenme’, ‘Sağlık Hizmetleri ve Farma’nın En İyi İşvereni’, ‘Innovation by All’ ve ‘Diversity’ özel ödüllerinin de olduğu toplam 40 ödül, çalışanlarımıza ve değerlerimize verdiğimiz önemin bir yansıması.
İlaç Sektörü-Hekim ve Eczacıların Dergisi