Merck Türkiye Genel Müdürü Şehram Zayer ile ilaç sektöründe yaşanan dönüşümü ve Merck’in bu değişimdeki yol haritasını konuştuk. Bilimi toplum yararına dönüştürme vizyonuyla şekillenen stratejilerini, yenilikçi tedavi alanlarını ve Ar-Ge yaklaşımlarını paylaşan Zayer, aynı zamanda Merck Türkiye’nin insan odaklı kurum kültürü ve kapsayıcı liderlik anlayışına dair de bilgi verdi.
Merck Türkiye Genel Müdürü görevini başarı ile üstleniyorsunuz. Kişisel ve kariyer yolculuğunuzu kısaca sizden dinleyebilir miyiz?

Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü mezunuyum. Profesyonel iş yaşamına 1995 yılında BDO Denet Firması’nda denetim ve danışmanlık alanında başladım ve daha sonra global şirketlerde finans alanında çoğu CFO olmak üzere lokal veya bölgesel görevlerde bulunarak firmaların Türkiye’deki büyüme stratejilerine liderlik ettim. 2006-2014 yılları arasında Merck Türkiye’de CFO pozisyonunda bulundum, 2014 yılı sonundan itibaren ise şirketin Genel Müdürlüğünü yürütmekteyim.
Halen, AİFD’de (Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği) Başkan Yardımcısıyım. Yaşam boyu eğitime inanan bir eğitim gönüllüsü olarak, Koç Üniversitesi Mezunlar Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen Ürün Müdürlüğü ve Satış Yöneticiliği Sertifika Programlarında gönüllü eğitmenlik yapıyorum. Sağlığa Yön Verecek Kadın Liderler Programının da Danışma Kurulu Üyesiyim. Finansal okuryazarlık üzerine kale aldığım ‘Girişimciye Mektup’ isimli bir kitabım var.
İlaç sektörü hakkında değerlendirmenizi almak isteriz. Son yıllarda en belirgin değişim trendleri neler oldu? Türkiye, Avrupa ve global pazarlarla hangi alanlarda ayrışıyor?
Son yıllarda ilaç sektörü çok boyutlu ve hızlanan bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu dönüşümün merkezinde; kişiselleştirilmiş tıp, biyoteknoloji, gen terapileri, dijitalleşmenin getirdiği yeni yetkinlikler ve sürdürülebilirlik öncelikleri bulunuyor.
Yaşlanan nüfus, kronik hastalıkların yaygınlaşması ve nadir hastalıklara yönelik farkındalığın yükselmesi, sektörde daha hassas, kişisel ve öngörülebilir tedavilere olan ihtiyacı güçlendiriyor. Merck olarak biz de bu doğrultuda onkoloji, nöroloji ve immünoloji, nadir hastalıklar ve fertilite gibi alanlara odaklanıyoruz. Bir diğer güçlü eğilim, dijitalleşme ve yapay zekânın Ar-Ge ve tüm iş süreçlerine entegrasyonu. Özellikle teknolojik gelişmeleri ve bilim insanlarının öngörülerini göz önünde bulundurduğumuzda, yapay zeka (AI) ve büyük veri (Big Data) gibi teknolojileri kullanarak ilaç geliştirme süreçlerinin hız kazanması ve süreç verimliliğinin artması mümkün olacak diyebiliriz. Tüm bu gelişmeler, ilaç sektörünü daha yenilikçi, daha kişiselleştirilmiş ve daha teknoloji odaklı bir geleceğe taşıyor. Merck olarak bu dönüşümün merkezinde yer alıyor, bilimi toplum yararına dönüştürmeye ve hastalar için daha etkili çözümler üretmeye kararlılıkla devam ediyoruz. Küresel çapta AI ve veri odaklı yatırımlarımızı artırarak, ilaç geliştirme süreçlerimizi daha hızlı ve daha etkili hale getiriyoruz.
Türkiye ise, güçlü sağlık altyapısı, yetkin bilim insanları ve gelişen klinik araştırma ekosistemi ile ilaç Ar-Ge’sinde büyük bir potansiyele sahip. Regülasyonların uluslararası standartlara uyum sağlaması, Türkiye’yi ilaç inovasyonu açısından daha rekabetçi bir konuma taşıyabilir.
Ar-Ge faaliyetlerinizden, bu alanda yaptığınız iş birliklerinden bahseder misiniz?
Merck olarak bilim ve teknolojiyi bir arada ele alan köklü yapımız sayesinde, Ar-Ge faaliyetlerimizde insan sağlığını merkeze alıyor, ileri teknolojileri kullanarak bütüncül bir perspektifle yürütüyoruz. 2024 yılında, Ar-Ge ve ilgili destek ekiplerinde yaklaşık 6.400 çalışan görev aldı ve uzun vadeli sağlık ve teknoloji trendlerine yönelik yenilikler üzerinde çalıştı. Aynı dönemde Ar-Ge’ye yönelik harcamalarımız 2,3 milyar Euro seviyesinde gerçekleşti.
Küresel ölçekte Almanya, ABD, Çin, İsrail, Hindistan ve Japonya’da bulunan Ar-Ge merkezlerimizde çalışan bilim insanları ve uzmanlar, biyoloji, tıp ve teknolojinin birleştiği yenilikçi çözümlerle veri analitiği tabanlı ilaç geliştirme süreçleri üzerinde çalışıyor. Bu birimler; onkoloji, nöroloji ve immünoloji, nadir hastalıklar, fertilite ve kardiyovasküler-metabolik alanlardaki tedavileri daha hızlı ve etkili şekilde hastalara ulaştırmak için kritik rol üstleniyor.
Bunun yanı sıra ilaç keşfi, formülasyon geliştirme ve üretim verimliliği gibi alanlarda yapay zekâ ve veri analitiğini yoğun şekilde kullanıyoruz. Ar-Ge çalışmalarında kullandığımız dijital platformlarımız, yapay zekâ ve tahmine dayalı analitik sayesinde bu süreçlerimizi dönüştürüyor.
Tüm bu çalışmalar, Merck’in yenilikçi tedaviler geliştirme ve bilimi toplum yararına dönüştürme konusundaki kararlılığını yansıtıyor. Ar-Ge ve klinik araştırma faaliyetlerimizi sürdürülebilirlik, etik standartlar ve çok paydaşlı iş birliği yaklaşımıyla güçlendirerek, daha fazla hastaya daha hızlı çözüm ulaştırmayı hedefliyoruz.
Merck Türkiye’nin organizasyon kültürünü nasıl tanımlarsınız? İK stratejilerinizin temelinde neler var? Yetenek yönetimi ve çalışan bağlılığı için öncelikli stratejileriniz neler?
Merck’te sağlık hizmetleri alanında yaptığımız her işin merkezinde hastalar yer alıyor. ‘As One For Patients – Hastalar İçin Hep Birlikte’ yaklaşımımız doğrultusunda, hastaların hayatını iyileştirmeyi en temel önceliğimiz olarak görüyor; tüm kararlarımızı, stratejilerimizi ve çalışma biçimlerimizi bu anlayış etrafında şekillendiriyoruz.
Kurum kültürümüzü ‘Yüksek Etki Kültürü’ olarak tanımlıyoruz. Bu kültür, iş ve insanı merkeze alan, aidiyet ve dahil olma ilkelerini odağına yerleştiren; çalışan gelişimini, açık iletişimi ve sürdürülebilir başarıyı destekleyen güçlü bir yapıya dayanıyor. Hastalar için değer yaratmanın, ancak çalışanların kendilerini güvende, desteklenmiş ve gelişim yolculuklarında yalnız hissetmedikleri bir organizasyonla mümkün olduğuna inanıyoruz. İnsan odaklılık, kapsayıcı liderlik, sürekli gelişim ve çalışan deneyimini güçlendirme yaklaşımımız, şirket kültürümüzün temelini oluşturuyor.
Kariyer yolculuklarında çalışanlarımızın yanında yer alarak, her çalışanımız için özel gelişim planları hazırlıyor, ileri bildirim kültürünü teşvik ederek şeffaf ve destekleyici bir çalışma ortamı yaratıyoruz. Dijital platformlarımız sayesinde yıl boyunca kolayca geri bildirim talep etmek ve vermek mümkün oluyor; bu da bireysel gelişimin yanı sıra organizasyonel öğrenmeyi de sürekli kılıyor. Bu güçlü uygulamalarımızın bir sonucu olarak, Merck Türkiye çalışanlarımızdan 12 kişi son 5 yıl içinde yurt dışı pozisyonlara atandı ve 13 arkadaşımız da kısa süreli görevlendirmeler aldı. Ayrıca, kadın liderliğine verdiğimiz önemin bir göstergesi olarak, Merck Türkiye’de kadın çalışanlarımızın oranının %48, liderlik ekibimizde kadın lider oranımızın ise %53 olmasından mutluluk duyuyoruz.
Kapsamlı yan haklar, esnek çalışma modelleri ve performansı ödüllendiren yaklaşımınız ise yetenek yönetimi stratejimizin önemli unsurları arasında. Bu konuda birkaç örnek paylaşmam gerekirse; ‘Fertilite Tedavileri Yardımı Programı’ ile ebeveynlik hayalini gerçekleştirmek isteyen tüm çalışanlarımızı kapsayıcı bir şekilde destekliyoruz. Bu program kapsamında, hekim tarafından gerekli görülen tüm fertilite tedavileri, tanı ve test süreçleri ile genetik incelemeler dâhil olmak üzere tedaviye ilişkin tüm maliyetler şirketimiz tarafından karşılanıyor. Süreç tamamen çalışanın inisiyatifinde ve gizlilik esasına dayalı olarak yürütülüyor. ‘Önemli Anlar İzni’ uygulamamız ise çalışanlarımızın kritik sağlık sorunları yaşayan birinci derece yakınlarına bakım verebilmelerine imkân tanıyor. Bu desteği kurum kültürümüzün doğal bir parçası hâline getirmeyi amaçlıyoruz. Aynı destek evlat edinme sürecindeki çalışanlarımıza da sunuluyor. Bir diğer fark yaratan yan hak uygulamamız da medeni durum fark etmeksizin tüm partnerlerin sağlık sigortası kapsamına dahil edilmesi. Bu uygulamamız aynı zamanda kapsayıcılık anlayışımızın önemli bir yansıması.
Liderlik gelişimi ise kurumsal önceliklerimizin ayrılmaz bir parçası. ‘Kapsayıcı Liderlik’ ve ‘Sağlıklı Liderlik’ programlarımızla yöneticilerimizin empati, katılımcılık ve destekleyici liderlik becerilerini güçlendiriyoruz. Bununla birlikte çalışanlarımızın hem profesyonel gelişimlerine hem de iyi olma hâllerine yatırım yapan kapsamlı bir destek ekosistemi sunuyoruz. Global liderlik geliştirme programları, koçluk–mentorluk olanakları, İngilizce dil desteği ve uluslararası network fırsatları, çalışanlarımızın gelişmek istedikleri alanlara kolayca erişmelerini sağlıyor. Bu yıl içinde oluşturduğumuz ve global Merck inisiyatifinin bir parçası olan ‘Be Healthy’ ekibimiz aracılığıyla, çalışanlarımızın iyi olma halini, fiziksel ve zihinsel sağlığını destekleyen birçok uygulamayı da hayata geçirdik.
Merck Türkiye’de oluşturduğumuz ve yine kapsayıcı bakış açımızın açık göstergeleri olan ‘Kapsayıcılık ve Aidiyet Ekibi’ ve ‘Kurumsal Sosyal Sorumluluk Ekibi’, şirketimizin çeşitli departmanlarından gönüllü arkadaşlarımızdan oluşuyor.
Kapsayıcı ve gelişim odaklı kültürümüzün bir uzantısı olarak, sadece şirket içinde değil, toplumumuzda da değer yaratmayı temel bir sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bu çerçevede, Kapsayıcılık ve Aidiyet Ekibi, Merck Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği temasını merkeze alan ödüllü inisiyatifimiz ‘EmpowerHer’ çatısı altında, şirket içindeki ve dışındaki kadın liderlerin gelişimini, eğitimini ve hastalık farkındalığı alanında kadınların güçlenmesini destekleyen projeleri hayata geçirdi. Ekibimiz, bu konudaki farkındalığımızı derinleştirmek için şirket içinde, ‘Eşitlikçi Liderlik Atölyesi’, ‘Kuşakları Anlamak’ konulu semineri ve gönüllü mentorlerimizin katılımıyla TEV ile mentorluk iş birliğini gerçekleştirdi. Sağlık sektöründe kadın liderleri desteklemek amacıyla Sağlığa Yön Verecek Kadın Liderler Programı ve Türkiye’nin ilk ödüllü Kadına Sağlık podcast serisi gibi projeleri de destekleyerek bu önemli iş birliklerinin sürdürülebilirliğini sağladılar.
Kurumsal Sosyal Sorumluluk Ekibimiz ise çalışan gönüllülüğünü teşvik etmek, toplumsal dayanışmayı güçlendirmek ve sosyal sorumluluk bilincini yaygınlaştırmak amacıyla ‘İyilikte Buluşuyoruz’ çatısı altında çeşitli projeler hayata geçirdi. Ekibimiz, yılın başında yol haritasını belirledikten sonra ilk olarak gönüllülük bilincini pekiştirmeyi, bireysel çabanın toplumsal faydaya nasıl dönüştüğünü göstermeyi hedefleyen ‘Çalışan Gönüllülüğü Eğitimi’ni düzenledi. Ardından, proje ortağı olduğumuz KAÇUV, Hayata Destek Derneği, AİP, GETEM ve Herkese Kitap Vakfı gibi toplumun farklı alanlarında aktif rol üstlenen sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yaparak, yıl boyunca bu projeleri hayata geçirdi. Bu sosyal sorumluluk projelerimize ek olarak, TEV ile süregelen iş birliğimiz kapsamında oluşturduğumuz ‘Merck Türkiye 25. Yıl Burs Fonu’yla, 2023 yılı depreminden etkilenen 25 kadın tıp fakültesi öğrencisine mezuniyetlerine kadar burs imkânı sağladık. Bu projemiz Almanya’da bulunan Merck Aile Vakfı tarafından da destekleniyor.
Çalışan deneyimini geliştirmek, kapsayıcılığı artırmak, eşitlikçi bir kurum kültürü inşa etmek ve içinde bulunduğumuz topluma fayda sağlamak için hayata geçirdiğimiz tüm projelerimizle yurt içinde ve dışında ödüllere lâyık görüldük. Merck’in global düzeyde verdiği Aidiyet ve Kapsayıcılık Ödülleri’nde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği kategorisinde birincilik ödülünün sahibi olduk. Ardından, ülkemizde Kadın Dostu Markalar Platformu tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen ‘Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri’nde ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ kategorisinde ‘Kadın Dostu Markalar 2025 Farkındalık Ödülü’nü almaya hak kazandık. Son olarak, PERYÖN 17. İnsana Değer Ödülleri’nde, Değer Yaratan Uygulamalar Kategorisinde ‘Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Yönetimi Ödülü’nü aldık.
Bu ödüller, hayata geçirdiğimiz tüm projelerimizin değerini görünür kılarken, bizlere çalışmalarımıza devam etmek konusunda güçlü bir motivasyon sağlıyor. Merck Türkiye’deki çalışma arkadaşlarımın ‘Yüksek Etki Kültürü’müzü sahiplenmesinden ve gönüllü olarak çalışma gruplarında aktif rol alarak şirketimize ve toplumumuza değer katan projeleri hayata geçirmelerinden büyük mutluluk duyuyorum.
Merck’in Türkiye’de ve global olarak odaklandığı tedavi alanları ve vizyonu için neler söylersiniz?
Bilim ve teknoloji, önümüzdeki yıllarda hem çalışma biçimlerimizi hem de sektörlerin yönünü belirlemeye devam edecek. Bilime ve teknolojiye yatırım yapan, bu alanlarda üreten ve değer katan şirketler ise küresel ölçekte önemini daha da artıracak. Merck olarak biz de bu vizyonla hareket ediyor, geleceği şekillendiren çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz.
Küresel nüfusun yaşlanması ve kronik hastalıkların artması, kişiselleştirilmiş ve hedefe yönelik tedavilere olan ihtiyacı hızla büyütüyor. Merck Sağlık Hizmetlerinde yaklaşık 17.300 çalışanımızla bir ekip anlayışıyla çalışarak, hastaların yaşamlarını iyileştirmeye ve uzatmaya katkı sunuyoruz. Yaşam döngüsünün tamamına yönelik çözümler geliştiren bir ilaç şirketi olarak portföyümüz dört ana terapötik alanda yoğunlaşıyor:
• Onkoloji
• Nöroloji ve İmmünoloji
• Fertilite
• Kardiyovasküler, Metabolizma ve Endokrinoloji (CM&E)
Kanser ve multipl skleroz (MS) gibi ciddi hastalıklara yönelik yenilikçi tedaviler geliştirmenin yanı sıra, fertilite alanında dünya çapında öncü konumumuzu sürdürüyoruz. Geniş CM&E portföyümüzle de global ölçekte güçlü bir etki yaratıyoruz.
Bunlara ek olarak, nadir hastalıklar alanı Merck’in stratejik öncelikleri arasında yer alıyor. Henüz karşılanmamış yüksek tıbbi ihtiyaçlara sahip nadir tümörler için daha hedefli ve yenilikçi tedaviler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bu alanda uzmanlaşmış, bilimsel derinliği yüksek portföyümüzü hızla büyütürken, genetik kökenli ve ilerleyici seyir gösteren hastalıklara çözüm sunacak tedavileri geliştirme çalışmalarımız devam ediyor. 2025 yılında tamamlanan SpringWorkssatın alması da bu stratejinin temelini oluşturan önemli bir dönüm noktası oldu. Böylece nadir tümörlere yönelik güçlü bir bilimsel yetkinliği bünyemize katarak, hastaların bu alandaki kritik ihtiyaçlarına yanıt verebilecek yeni tedavileri portföyümüze dahil etmiş olduk.
Merck olarak sürdürülebilir ve odaklı bir büyüme stratejisi izliyoruz. Mevcut ürün portföyümüzü en iyi şekilde değerlendirirken, yenilikçi ürünlerimizin başarılı lansmanlarına hazırlanıyoruz. Global ölçekte güçlü pozisyonumuzu orta ve uzun vadede daha da genişletmeyi hedefliyoruz. Başarımızın temelinde, sürekli inovasyon kültürümüz, mükemmeliyet odaklı çalışma anlayışımız ve hastaların ihtiyaçlarını merkezde tutan yaklaşımımız bulunuyor. Daha fazla ilacı, daha fazla hastaya, daha hızlı ulaştırma hedefimiz doğrultusunda; Merck Sağlık Hizmetlerinin amacını özetleyen ‘As One For Patients – Hastalar İçin Hep Birlikte’ mottomuzdan aldığımız güçle hem hastalar hem de toplu
İlaç Sektörü-Hekim ve Eczacıların Dergisi