Türkiye’nin İlaçta Bağımsızlık Hikâyesini Yazmayı Hedefliyoruz

Türkiye ilaç sanayisinin köklü markalarından Atabay, 86 yılı aşkın deneyimini entegre üretim gücü, güçlü Ar-Ge altyapısı ve odaklı büyüme stratejisiyle geleceğe taşıyor. Hammadde üretiminden bitmiş ürüne uzanan yapısıyla ilaçta yerli ve sürdürülebilir üretimin öncülerinden biri olan Atabay, bugün 67 ülkeye ihracat yapan küresel bir sağlık üreticisi konumunda. Atabay Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Atabay Taşkent ile şirketin uzun vadeli vizyonunu, odaklandığı tedavi alanlarını, API üretimindeki kritik rolünü ve global büyüme hedeflerini konuştuk.

Atabay’ın genel vizyonundan söz eder misiniz? Odaklandığınız başlıca tedavi alanları neler?

1939 yılında temelleri atılan Atabay, 86 yılı aşkın tecrübesiyle Türkiye’nin köklü ve güvenilir ilaç üreticilerinden biridir. Hammadde üretiminden ambalajlamaya kadar tüm süreçleri kendi bünyemizde gerçekleştiriyor, entegre yapımızla, yüksek kaliteli müstahzar ilaç formlarını dünya pazarlarına ulaştırıyoruz. Avrupa Birliği GMP standartlarına uygun üretim tesislerimiz, sürdürülebilir kalite anlayışımız ve bilimsel yaklaşımımızla, küresel sağlık hizmetlerinin güvenilir bir paydaşı konumundayız.  ‘Odaklanarak Büyümek’ vizyonumuzla; yüksek katma değerli, sürdürülebilir ve Türkiye’nin ilaçta bağımsızlığına doğrudan katkı sağlayan alanlara yatırım yapıyoruz. Özellikle kronik hastalık grupları, dahiliye ve diyabet alanı, antikoagülanlar, antidiyabetikler ve seçilmiş bitkisel tıbbi ürünler (bitkisel ilaç) ana odak alanlarımız arasında yer alıyor. Mevcut güçlü portföyümüzü korurken, yüksek medikal ihtiyacın olduğu yeni terapi alanlarına da kontrollü biçimde giriyoruz. Bu alanlar arasında; analjezikler/öksürük ve soğuk algınlığı preparatları, anti romatizmal/anti inflamatuar (NSAİ), antibiyotikler, antiviraller, antitrombotik, anti-kanser ve diyabet bulunuyor.

Ana üretim alanlarımız;beşeri ilaç (FDF), steril infüzyon tesisi, steril şırınga ve flakon, beta-laktam antibiyotik, şurup/toz, dolum/tablet/kapsül, geleneksel bitkisel tıbbi ürünler, biyoteknolojik ilaçlar, veteriner etkin madde üretimi ve ilaç etkin hammadde üreticisi olarak API’lar. Atabay olarak parasetamol üretiminde dünya pazarının ana oyuncularından biriyiz. EMEA’daki tek üreticiyiz. Sıfır safsızlık süreciyle daha yüksek kaliteye olanak tanıyan üretim süreci izliyoruz.  Amacımız, sadece ürün sayısını artırmak değil, bilimsel değeri yüksek, uzun vadeli hasta faydası yaratan ürünlerle büyümek.

Atabay, 86 yıllık köklü bir geçmişe sahip. Bu mirası modern Ar-Ge ve üretim kapasitenizle nasıl harmanlıyorsunuz?

86 yıllık hammadde ve müstahzar ürün tecrübesi, bugün Atabay’ın en güçlü rekabet avantajlarından biri. Bu mirası, ileri üretim teknolojileri, dijital kalite sistemleri, GMP standartlarında yeni nesil tesisler ve güçlü Ar-Ge altyapısı ile harmanlıyoruz. Gelenekten aldığımız kalite disiplini ile çağın bilimsel gerekliliklerini bir araya getirerek hem entegre üretim yapımızı koruyor hem de esnek ve hızlı üretim kabiliyeti kazanıyoruz. 

Türkiye’de Ar-Ge yatırımları son yıllarda artıyor, ancak hâlâ küresel standartlara ulaşmakta zorlanıyoruz. Ar-Ge ekosistemimizi geliştirmek için neler yapılmalı? Atabay’ın Ar-Ge’ye verdiği önem, bu alandaki yatırım ve projelerini anlatır mısınız? 

Bilimsel iş birlikleri ve Ar-Ge altyapısı, Ar-Ge’de yerelleşme ve üretim gücü kadar kritik bir unsur. Dünyada yenilikçi ilaçların gelişim süreci artık tek bir kurumun değil, çok paydaşlı araştırma modellerinin ürünü. Atabay da bu yaklaşımı benimseyerek küçük molekül, biyoteknoloji, aşı ve geleneksel bitkisel tıbbi ürünler alanlarında uçtan uca Ar-Ge çalışmaları yürütüyor. Türkiye’nin ilaç Ar-Ge ekosisteminin güçlenmesi için uzun vadeli teşvik mekanizmalarının kalıcı hale gelmesi, klinik araştırmaların desteklenmesi, üniversite–sanayi iş birliklerinin yaygınlaştırılması ve yerli etkin madde üretimine özel yatırım modellerinin geliştirilmesi gerekiyor.

Atabay olarak Ar-Ge’yi kurumsal stratejimizin en önemli unsuru olarak konumlandırıyoruz. Küçük molekül, biyoteknoloji, aşı ve geleneksel bitkisel tıbbi ürünler alanlarında uçtan uca Ar-Ge süreçleri yürütüyor, laboratuvar aşamasından ruhsatlandırmaya kadar tüm aşamaları kendi insan kaynağımızla yönetiyoruz. TİSD, İVEK, TİYSAT, ÜSİMP, TTGV gibi kurumlarda yer alıp ekosistemin gelişmesi için destek veriyoruz.

Üniversite-sanayi iş birliği Atabay için ne kadar önemli? Mevcut iş birlikleriniz var mı ve gelecekte hangi alanlarda ortak projelere ağırlık vermeyi planlıyorsunuz?

Ar-Ge yatırımlarımızın başarısı, çok paydaşlı iş birliği kültürüne dayanıyor. Geleceğin ilaçlarını kolektif akılla geliştiriyoruz. TÜBİTAK MAM, İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi (İBG), start-up ekosistemi ve Türkiye’nin önde gelen 10 üniversitesi ile ortak projeler geliştiriyoruz. Üniversiteler, hekimler, start-up’lar ve kamu kurumlarıyla birlikte çalışarak yeni moleküller geliştiriyoruz. Bu iş birlikleri sayesinde yalnızca ürün geliştirmiyor, aynı zamanda Türkiye’nin bilimsel kapasitesinin derinleşmesine ve nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sağlıyoruz. Özellikle biyoteknoloji, küçük molekül sentezleri, peptitler ve probiyotik geliştirmeler ile çalışmalar önümüzdeki dönemin ana iş birliği başlıklarını oluşturacak.

Atabay’ın üretim tesislerinden biraz bahseder misiniz? Yıllık üretim kapasiteniz nedir, tesislerinizde hangi ürünler üretiliyor? Steril üretim kapasiteniz oldukça yüksek görünüyor. Bu kapasiteyi nasıl değerlendirmeyi düşünüyorsunuz? Yeni hat yatırımlarınız olacak mı?

Atabay, 1.000’in üzerinde çalışanıyla hem Türkiye’de hem de global pazarda güçlü bir oyuncu olarak konumlanıyor. Üretim kapasitesi bakımından Türkiye’nin ilk beş firması arasında yer alıyor. Yıllık 250 milyon kutu ilaç üretim kapasitesine sahip olan şirketimiz, 50’den fazla API’nin geliştirilmesi ve üretiminde faaliyet gösteriyor. Ayrıca 6.000 ton kimyasal ilaç hammaddesi üretim kapasitesiyle sektörde önemli bir konumda bulunuyor.

İki ana üretim tesisimiz mevcut: Gebze ve Acıbadem Tesisi. İki tesisimiz de GMP standartlarında faaliyet gösteriyor. Gebze Tesisimiz, farmasötik ve farmakimyasal hammaddelerin yanı sıra, veteriner ürünleri üretimi gerçekleştiriyor. Tesiste yüksek hacme sahip steril infüzyon tesisi, 100 litrelik GMP onaylı hacimde üretim yapabilen Biyobenzer ve Aşı Pilot Üretim Tesisi, ülkenin beş beta-laktam antibiyotik tesisinden biri. Ayrıca Etkin Madde Üretim Tesisi, yıllık toplam 7.000 ton kapasite ile parasetamol, oseltamivir, asetilsistein, amitraz üretim kapasitesine sahip.

Acıbadem Tesisimiz, müstahzar ilaç üretimi ile pazarlanması alanlarında faaliyet gösteriyor. Tesiste, kullanıma hazır steril şırınga üretiminin yanı sıra tablet, kapsül, şurup ve toz dolum operasyonları gerçekleştiriliyor. Tesisimizin bünyesinde yer alan Ar-Ge Merkezinde, kimyasal sentez, FDF formülasyonu, ve analitik alanlarında uzmanlaşmış ekipler yer alıyor.

Türkiye, stratejik öncelik olarak yerli ilaç üretimini güçlendirmeye çalışıyor. Sizce bu alanda hangi adımlar atılırsa global rekabette daha etkin bir konuma gelebiliriz? 

En kritik konu etkin madde (API) üretiminde yerli kapasitenin güçlendirilmesidir. Bugün Türkiye’de API’da dışa bağımlılık %95’lere ulaşmış durumda. API üretiminde yerli kapasite artık sadece sanayi politikası değil, ayakta kalabilmenin yollarından biri. Türkiye, coğrafi konumu ve teknolojiyle gelişen sağlık sektörü ile ilaç üretiminde önemli bir merkez haline gelme yolunda emin adımlarla ilerliyor. İlaç üretimindeki artış, ekonomik katma değer yaratırken, dışa bağımlılığı azaltmada önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle yerli üretim kapasitemizi büyütmek ve sürdürülebilir hâle getirmek en temel görevimiz.

Dünya genelinde birçok ülke, ilaç üretiminde ‘ulusal kendine yeterlilik’ hedefini yeniden tanımlarken, Atabay’ın uzun yıllardır izlediği geriye entegrasyon stratejisi bugün Türkiye için model niteliğinde. Nearshoring, yani yakın coğrafyada, özellikle bilgi teknolojisi olmak üzere iş süreçlerinde hedef ülkelere dış kaynak sağlıyor ve Avrupa’nın hammadde tedarik merkezi konumumuzu güçlendiriyoruz. 

Atabay kaç ülkeye ihracat yapıyor ve hangi pazarlarda büyüme potansiyeli görüyorsunuz? Önceliklendirdiğiniz pazarlar hangileri?

Atabay olarak bugün, Amerika kıtası, Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Uzak Doğu olmak üzere beş kıtada yaklaşık 67 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Geniş ürün portföyümüzle milyonlarca hastanın yaşam kalitesine doğrudan katkı sağlıyoruz. Ürünlerimizin regülasyonlara tam uyumu, tedarik zinciri istikrarı ve güvenilir kalitesiyle Atabay markası, global pazarlarda istikrar ve güvenin sembolü haline geldi. Geniş ürün portföyümüz; ağrı kesici ve ateş düşürücülerden antibiyotiklere, antikoagülanlardan antidiyabetik ve bitkisel tıbbi ürünlere kadar uzanıyor.

Gelecek vizyonumuz; gıda takviyeleri, geleneksel tıbbi ürünler ve kronik tedavi ilaçları alanlarında portföyümüzü genişleterek, Avrupa kıtasında tam yayılım sağlamak, ABD’ye direkt ihracata başlayıp, Afrika’da da öncü Türk ilaç firması konumumuzu güçlendirmektir. Bu hedef doğrultusunda Atabay olarak ruhsat sayımızı ve satış hacmimizi artırmaya odaklanarak, geçmişten geleceğe sağlık üretme misyonumuzu sürdürüyor; ülke ekonomisine ve global sağlığa değer katmaya devam ediyoruz.

Atabay olarak sürdürülebilir üretim ve çevresel etki konularında nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?

Sürdürülebilirliği üretimin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Çevre dostu üretim anlayışı ile sürdürülebilirliği ön planda tutuyoruz. Faaliyetlerimizi yürütürken, dünyamızı koruma, kaynakları geri kazandırma ve koruma çalışmalarımız ile gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefine katkıda bulunuyoruz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ‘Sanayi Hamle Projesi’ne atık su ıslahı projesi ile katıldık ve başarılı sonuçlar alıyoruz.

Sosyal sorumluluğa bakış açınız nedir, bu konuda projeleriniz var mı? Sağlık sistemine, topluma katkı sağlamak adına ne gibi girişimler yürütüyorsunuz?

Atabay için ilaç üretimi yalnızca ticari bir faaliyet değil bir sorumluluk. Sağlık sisteminin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak, erişilebilir ve güvenilir tedavileri her haneye ulaştırmak en temel var oluş amacımız. Üniversitelerle ortak projeler, eğitim destekleri ve bilimsel çalışmalarla sağlık ekosisteminin tüm paydaşlarına katkı sunuyoruz.

Atabay olarak 2026’da öncelikli gündem maddeleriniz neler olacak? Uzun vadeli hedefleriniz neler?


Öncelikli gündem maddeleri arasında bakanlıklar arasında koordinasyonu ve bu kurumlar arasındaki iş birliğinin sürekliliğini önemsiyoruz. Ayrıca planlı kalkınma ve stratejik ilaç geliştirme politikalarının desteklenmesini, doğru fiyatlandırma modeli ile ektin ruhsatlandırma sisteminin altını çizmek istiyoruz. 

Uzun vadede ise 2026 yılı vizyonumuzu ‘Odaklanarak Büyümek’ olarak belirledik. Bu doğrultuda yeni terapi alanlarında güçlü adımlar atıyoruz. Türkiye’nin API üretiminde öncü kuruluşlarından biriyiz. Kutu bazında Türkiye’nin en büyük 6. ilaç üreticisiyiz. Türkiye’nin sağlık sistemine katkı sağlayan güvenilir tedavileri uzun yıllardır başarıyla üretiyor ve bu ürünleri 67 farklı ülkeye ihraç ediyoruz. Bu güçlü portföyün yanı sıra; kronik hastalık gruplarına odaklanan yeni ürünlerimiz de Ar-Ge kuluçka süreçlerini tamamladı ve üretim aşamasına geldi. 

Oral antikoagülan pazarının önde gelen ajanları olan apiksaban (Apelto) ve rivaroksaban (Rivelto), kan sulandırıcı tedavilerdeki köklü markamız Enox (enoksaparin) ile birlikte Urartu – Kan & Damar ürün grubunda yerini aldı. Bu alanda, varis ve hemoroid tedavisi için geliştirilen Neoven (Ruscus aculeatus) ise, %100 Türkiye’de geliştirilmiş ve üretilmiş bir Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürün (GBTÜ) olarak geri ödeme listesine girdi. Neoven, yerli Ar-Ge başarımızın simgelerindendir.

Diyabet alanı da stratejik odaklarımız arasında. Ar-Ge süreçleri tamamlanan, ruhsatlandırma aşamasında olan kapsamlı ürün portföyümüzle; Dahiliye & Diyabet Terapi Takımımızın lansman süreci hızla ilerliyor. Bu hedef doğrultusunda, sadece bu alanda çalışacak 80 yeni ekip üyesi ile 2026 yılında satış ve pazarlama kadromuzu 400 kişiye ulaştırmayı planlıyoruz. ‘Odaklanarak Büyüyoruz’ vizyonumuzla mevcut ürün gruplarımızı da yeniden yapılandırdık: Hitit – Ağrı & Ateş Grubu: Parol (parasetamol), Pedifen (ibuprofen), Dexofen (deksetoprofen) gibi analjezik ve antiinflamatuvar ürünlerimizi kapsıyor. Sümer – Solunum & Antiinfektif Grubu: Enfluvir (oseltamivir), Klavunat (amoksisilin-klavulanik asit) ve Klamer (klaritromisin) bu grupta yer alıyor. Türkiye’nin API üretiminde öncü kuruluşlarından biri olarak, yüksek kalite, güçlü Ar-Ge ve sürdürülebilir üretim anlayışımızla uzmanlık tedavi alanlarında da büyümeye kararlılıkla devam ediyoruz.

Atabay olarak önceliklerimizi; odaklandığımız terapi alanlarında daha da derinleşmek, etkin madde üretim kapasitemizi artırarak yerli üretim gücümüzü güçlendirmek ve yeni ruhsatlı ürünlerle portföyümüzü zenginleştirmek üzerine kurduk. Aynı zamanda biyoteknoloji ve kronik hastalık gruplarında yeni yatırımlarla yüksek katma değerli büyümeyi sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda attığımız her adımı, uzun vadeli sürdürülebilirlik ve Türkiye’nin ilaçta bağımsızlığı hedefiyle uyumlu şekilde planlıyoruz. Atabay’ı, yerli API üretimi ve yüksek katma değerli tedavilerle Türkiye’nin ilaçta bağımsızlığının simge markalarından biri haline getirmeyive global ölçekte referans bir üretici konumuna taşımayı hedefliyoruz.    

İlginizi çekebilir

Sandoz, Türkiye’de 70. Yaşını Kutluyor

Sandoz’un Türkiye’de 1955 yılında attığı ilk adım, bugün milyonlarca insanın yaşamına dokunan bir yolculuğa dönüşmüş durumda. İki katın üzerinde artan üretim kapasitesi, ihracattaki istikrarlı başarısı ve devam eden yatırımlarıyla bu yıl ülkemizde 70’inci yaşını kutluyor.