Merck Türkiye Kurumsal İletişim Kıdemli Departman Müdürü Hale Koray ile kurumsal iletişimin toplumsal faydaya nasıl dönüştüğünü, sosyal sorumluluk projelerinin kurum kültüründeki yerini ve çalışan gönüllülüğüyle büyüyen etki alanını konuştuk. Koray, ‘İyilikte Buluşuyoruz’ yaklaşımıyla hayata geçirilen projelerden, kapsayıcılık ve toplumsal cinsiyet eşitliği odağındaki çalışmalara kadar Merck Türkiye’nin yarattığı sosyal etkiyi paylaştı.
Kendinizden ve ekibinizden biraz bahseder misiniz?

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. İş hayatıma bankacılık sektöründe başladım. Bir buçuk yıllık bankacılık tecrübesinden sonra, MSD İlaçları’nda ilaç sektörüne adım attım. MSD’deki 14 yıllık iş deneyimimin 12 yılında kurumsal iletişim departmanında farklı sorumluluklar aldım. Bu süreçte, çeşitli tedavi alanlarıyla ilgili pek çok iletişim ve farkındalık projesi, kurumsal sosyal sorumluluk projeleri, medya ilişkileri, sağlık politikaları ve iletişim iş birliği projeleri, tıp ve hasta dernekleriyle birlikte hayata geçirilen farkındalık kampanyaları, yeni ürün lansmanları gibi konularda deneyim kazandım. Engelli kişilerin iş hayatına kazandırılması konusundaki sosyal sorumluluk projesi, ekibe MSD’nin Amerika’daki merkezinden CEO özel ödülü getirdi.
2013 yılında Kurumsal İletişim Yöneticisi olarak görev yapmaya başladığım Merck Türkiye’de halen Kurumsal İletişim Kıdemli Departman Müdürü olarak görevime devam ediyorum. Bu sürede hayata geçirdiğimiz pek çok iletişim projesi, MediaCat, Sağlık Gönüllüleri Derneği, Rotary gibi kurumlarca ödüle lâyık görüldü. Bu projeler Merck Global’de en iyi uygulama seçildi. Merck Türkiye’de ana hatlarıyla şirket stratejilerine ve önceliklerine uygun şekilde, dış ve iç iletişim planlarının hazırlanması ve uygulanmasından, sosyal sorumluluk projelerinden, Merck Türkiye sosyal medya hesaplarının yönetiminden sorumluyum. Profesyonel ve kişisel gelişim konularında gerek Türkiye’de gerekse yurt dışında katıldığım çeşitli eğitim programlarının yanı sıra, Galatasaray Üniversitesi Medya ve İletişim Stratejileri Sertifika Programı’nı tamamladım. Halen AİFD’de (Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği) Kurumsal İletişim ve Savunuculuk Yürütme Grubu’ndayım ve BPW İstanbul üyesiyim. Evliyim ve 19 yaşında bir kız çocuk annesiyim.

Merck Türkiye’de kurumsal iletişim çalışmalarımızı kıdemli kurumsal iletişim uzmanı ve departman asistanı olan iki değerli ekip arkadaşımla birlikte yürütüyoruz. Deneyimli ekip arkadaşlarım özellikle sosyal medya, sosyal sorumluluk projeleri, medya ilişkileri, iç iletişim faaliyetleri alanlarında görev alıyorlar. Ek olarak, iletişim ve sosyal medya ajansları, organizasyon acentaları gibi hizmet sağlayıcılarımızın koordinasyonu konusunda çalışıyorlar. Kurumsal İletişim, doğası gereği çok dinamik, şirket içinde ve dışında çoklu paydaş yönetimi gerektiren, stratejileri oluşturmak kadar hayata geçirmenin de kritik önem taşıdığı ve aynı anda zamanda farklı konulara odaklanabilmeyi gerektiren bir departman. Bu bağlamda, yaratıcı fikirlerine ve uygulama becerilerine çok güvendiğim ekip arkadaşlarımla, iyi bir takım oyuncusu olarak projelerimizi gerçekleştiriyoruz.
Merck Türkiye’nin kurumsal sosyal sorumluluğa yaklaşımı için neler söylersiniz? Merck’in kurumsal iletişim stratejisinde KSS’nin yeri ve önemi nedir?
Merck Türkiye olarak kurumsal sosyal sorumluluğu, işimizin ayrılmaz bir parçası ve topluma karşı taşıdığımız sorumluluğun doğal bir uzantısı olarak görüyoruz. Bilimsel gelişimi, insan sağlığını ve toplumsal faydayı odağımıza alıyoruz, bu nedenle KSS’yi kurumsal iletişim stratejimizin merkezinde konumlandırıyoruz.
Bu anlayış doğrultusunda çalışan gönüllülüğünü teşvik etmek, toplumsal dayanışmayı güçlendirmek ve sosyal sorumluluk bilincini yaygınlaştırmak amacıyla, şirketteki farklı departmanlardan gönüllü arkadaşlarımızı da dahil ederek bir ‘Kurumsal Sosyal Sorumluluk Ekibi’ kurduk. Ardından, ‘İyilikte Buluşuyoruz’ çatısı altında kapsamlı projeler hayata geçirdik. 2025 yılı boyunca çeşitli dernek ve vakıflarla kurduğumuz iş birlikleri sayesinde eğitim, sağlık ve toplumsal eşitlik alanlarında ölçülebilir sosyal faydalar yaratmayı başardık.
Gerçekleştirdiğimiz her proje, Merck’in global vizyonu olan ‘Bilimle Keşfediyor, İnsanlığı Güçlendiriyoruz’ anlayışının yerelleşmiş bir yansımasıdır. Topluma katkı sağlamayı, sürdürülebilir gelişim kültürünü güçlendirmeyi ve çalışanlarımızın iyilik için buluşmasını desteklemeyi de bu vizyonun temel taşları arasında görüyoruz.
Şirket içinde çalışanların aktif rol aldığı gönüllülük programları var mı?
Merck Türkiye’de yürüttüğümüz tüm sosyal sorumluluk projelerini çalışan gönüllülüğü temeli üzerine kurduk. ‘İyilikte Buluşuyoruz’ çatısı altında hayata geçirdiğimiz her çalışma, çalışanlarımızın gönüllü katkılarıyla destekleniyor ve onların emeğiyle topluma dokunan gerçek hikâyelere dönüşüyor.
Yılın başında gönüllü çalışanlarımızın katılımıyla oluşturduğumuz Kurumsal Sosyal Sorumluluk Ekibimiz, yıl boyunca takip edeceğimiz yol haritasını belirledi ve ilk adım olarak ‘Çalışan Gönüllülüğü Eğitimi’ni düzenledik. Uzman bir eğitmen tarafından verilen bu eğitimle, gönüllülük bilincini güçlendirmeyi ve bireysel çabanın toplumsal faydaya nasıl dönüştüğünü göstermeyi amaçladık.
Bu süreçle eş zamanlı olarak, birlikte çalışacağımız sivil toplum kuruluşları ve proje alanlarını da belirledik. Merck Türkiye olarak KAÇUV, Hayata Destek Derneği, AİP (Acil İhtiyaç Projesi), GETEM (Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji ve Eğitim Laboratuvarı) ve Herkese Kitap Vakfı gibi toplumun farklı alanlarında aktif rol üstlenen sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yaptık.
Çalışanlarımız bu projelerde yalnızca destek veren değil, birlikte üreten, birlikte umut olan bir rol üstleniyor. Gönüllülüğü, hem kurum kültürümüzün hem de daha iyi bir yaşam için birlikte hareket etme anlayışımızın temel bir parçası olarak görüyoruz. Bu yaklaşım, Merck Sağlık Hizmetleri’nin global vizyonu olan ‘As One for Patients – Hastalar İçin Hep Birlikte’ anlayışıyla da birebir örtüşüyor.
Son zamanlarda hayata geçirdiğiniz önemli KSS projelerinizden söz eder misiniz?
Merck Türkiye olarak toplumun farklı ihtiyaç alanlarına dokunan birçok anlamlı projeyi hayata geçirdik. Bunları şu şekilde sıralayabilirim:
Umut Kafe – KAÇUV İş Birliği

KAÇUV’un gezici sosyal sorumluluk projesi ‘Umut Kafe’, Merck Türkiye gönüllülerinin katılımıyla özel bir etkinliğe dönüştü. Çalışanlarımız gün boyunca kahve ve atıştırmalık servisi yaparak satıştan elde ettikleri tüm geliri kanser tedavisi gören çocuklara ve ailelerine aktardı. Bu etkinlik, gönüllülük ruhunu pekiştiren ve toplumsal dayanışmayı görünür kılan bir örnek oldu.
OKİ-HİJİ ve Destekar – Hayata Destek Derneği İş Birliği
Gönüllü ekiplerimiz, deprem bölgesindeki çocuklar için hijyen ve kırtasiye ürünleriyle dolu OKİ-HİJİ çantaları hazırladı. Adıyaman’da dağıtılan bu çantalar çocukların eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını destekledi. Aynı etkinlikte, deprem bölgesindeki kadınların el emeğiyle ürettiği ‘destekar’ ürünlerinin satışı yapıldı ve toplanan gelir afet bölgesindeki ihtiyaç sahiplerine aktarıldı.
Sesli Kitap Projesi – GETEM İş Birliği
Görme engelli bireylerin bilgiye erişimini kolaylaştırmayı amaçlayan bu projede Merck gönüllüleri kitap seslendirdi. Bu katkı, erişilebilirlik ve fırsat eşitliği konusunda kurum içinde güçlü bir farkındalık yarattı.
Anadolu Sana Geliyoruz – AİP (Acil İhtiyaç Projesi) Vakfı İş Birliği

Kırsal bölgelerdeki çocuklara destek olmayı hedefleyen projede gönüllü çalışanlarımız, AİP’in belirlediği ihtiyaçları karşıladı. Tunceli’de yürütülen son çalışmada, bölgedeki çocuklara kışlık giysi yardımı ile okul ihtiyaçları sağladık ve onların daha güvenli bir kış geçirmelerine destek olduk.
Kütüphane Açılışları – Herkese Kitap Vakfı İş Birliği
Herkese Kitap Vakfı’nın ‘Elele Her Köy Okuluna Bir Kütüphane’ projesi kapsamında, geçtiğimiz yıl Hatay’da depremden etkilenen bir köy okulunda kütüphane kurduk. Bu yıl Kasım ayında Kahramanmaraş’ta ikinci bir kütüphanemizi açtık. Çocuklara ilham veren bir öğrenme alanı sunan bu projeye Merck Türkiye çalışanları kitap bağışlarıyla da önemli destek verdiler.
Merck 25. Yıl Burs Fonu – TEV İş Birliği
Türkiye’deki 25. yılımız kapsamında Türk Eğitim Vakfı (TEV) ile birlikte ‘Merck Türkiye 25. Yıl Burs Fonu’nu oluşturduk. Bu fon ile 2023 yılında gerçekleşen depremden etkilenen 25 kadın tıp fakültesi öğrencisine burs desteği vermeye başladık. Almanya’da bulunan Merck Aile Vakfı’nın desteğiyle süresi uzatılan burs fonumuz, tamamı kız öğrencilerden oluşan bursiyerlere mezuniyetlerine kadar kesintisiz eğitim desteği sunuyor.
2026’da da gönüllü çalışan ağımızı genişletmeye, yeni sosyal iş birlikleri oluşturmaya ve ‘İyilikte Buluşuyoruz’ kültürünü daha da güçlendirmeyi sürdüreceğiz. Eğitimi toplumsal kalkınmamızın en önemli yapı taşı olarak görüyoruz. Merck Türkiye olarak, 27 yıldır olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da içinde bulunduğumuz topluma katkı sunmaya; genç nesillerin eğitimine, sağlık alanına ve toplumsal eşitliğin güçlenmesine yönelik ölçülebilir sosyal faydalar yaratmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Merck Türkiye olarak sosyal sorumluluk, aidiyet ve kapsayıcılık, toplumsal cinsiyet eşitliği ve fark yaratan insan kaynakları uygulamalarınızla çeşitli ödüllere lâyık görüldüğünüzü biliyoruz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Kurumsal sosyal sorumluluk anlayışımız doğrultusunda, toplumsal fayda yaratmayı odağımıza alan projeler geliştiriyoruz. Kapsayıcılığı ve eşitliği destekleyen uygulamalarla hem kurum içinde hem de toplum genelinde sürdürülebilir etki yaratmayı hedefliyoruz. Fark yaratan insan kaynakları uygulamalarımızla çalışan deneyimini güçlendiriyoruz. Bu yaklaşımlarımız, çalışanlarımız ve toplumumuz için değer üretmekle kalmayıp, aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda da takdir görüyor.
Merck Türkiye olarak toplumsal cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık alanında yürüttüğümüz çalışmalarla ulusal ve global ödüllere lâyık görüldük. Merck’in global düzeyde verdiği Aidiyet ve Kapsayıcılık Ödülleri kapsamında, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği kategorisinde birincilik ödülüne lâyık görüldük. Ardından, Kadın Dostu Markalar Platformu tarafından düzenlenen Kadın Dostu Markalar 2025 Farkındalık Ödülleri’nde, yine Toplumsal Cinsiyet Eşitliği kategorisinde ödül aldık.
Bu başarıların merkezinde yer alan EmpowerHer inisiyatifimiz; kadınların iş yaşamındaki görünürlüğünü artırmayı, liderlik yolculuklarını desteklemeyi ve kadın sağlığına yönelik farkındalığı güçlendirmeyi amaçlayan, şirket içi ve şirket dışı etki alanı geniş, bütünsel bir program olarak konumlanıyor. EmpowerHer kapsamında; toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen güçlü insan kaynakları uygulamalarımız, kadınların iş gücüne katılımını ve kariyer gelişimini destekleyen sürekli eğitim olanaklarımız bulunuyor. Kadın liderliğine verdiğimiz önemin bir göstergesi olarak, Merck Türkiye’de kadın çalışanlarımızın oranının %48, liderlik ekibimizde kadın lider oranımızın ise %53 olmasından mutluluk duyuyoruz.
Merck Türkiye olarak yaptığımız tüm bu çalışmaların merkezinde de güçlü işveren markamızı, yaptığımız iletişim çalışmalarında daha da ön plana çıkarmamızı sağlayan ve insanı merkeze alan insan kaynakları uygulamalarımız var. Kapsamlı yan haklar, esnek çalışma modelleri, performansı ödüllendiren yaklaşımınız ve yetenek yönetimi stratejimizi fark yaratan bu uygulamalarımızın önemli unsurları arasında. Bu konuda birkaç örnek paylaşmam gerekirse; ‘Fertilite Tedavileri Yardımı Programı’ ile ebeveynlik hayalini gerçekleştirmek isteyen tüm çalışanlarımızı kapsayıcı bir şekilde destekliyoruz. Bu program kapsamında, hekim tarafından gerekli görülen tüm fertilite tedavileri, tanı ve test süreçleri ile genetik incelemeler dâhil olmak üzere tedaviye ilişkin tüm maliyetler şirketimiz tarafından karşılanıyor. Süreç tamamen çalışanın inisiyatifinde ve gizlilik esasına dayalı olarak yürütülüyor.
‘Önemli Anlar İzni’ uygulamamız ise çalışanlarımızın kritik sağlık sorunları yaşayan birinci derece yakınlarına bakım verebilmelerine imkân tanıyor ve bu desteği kurum kültürümüzün doğal bir parçası hâline getirmeyi amaçlıyor. Aynı destek evlat edinme sürecindeki çalışanlarımıza da sunuyoruz. Bir diğer fark yaratan ve kapsayıcı yan hak uygulamamız da medeni durum fark etmeksizin tüm partnerlerin sağlık sigortası kapsamına dahil edilmesi.
Tüm bu çalışmalar ve fark yaratan insan kaynakları uygulamalarıyla geçtiğimiz günlerde bu yılın üçüncü ödülünü PERYÖN’den almanın mutluluğunu yaşadık. PERYÖN 17. İnsana Değer Ödülleri’nde, Değer Yaratan Uygulamalar kategorisinde Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Yönetimi Ödülü’ne lâyık görüldük.
Bu ödüller, projelerimizin arkasındaki emeği ve değeri görünür kılarken, Merck Türkiye’deki çalışma arkadaşlarımla birlikte şirketimize ve topluma katkı sunan çalışmaları daha ileriye taşıma konusunda bizlere güçlü bir motivasyon sağlıyor.
İlaç Sektörü-Hekim ve Eczacıların Dergisi