Lilly Türkiye’nin oluşturduğu deneyim alanında obeziteye dair ezberler bozuluyor

Obezite, sanılanın aksine bireysel bir tercih değil, diyabetten kalp hastalıklarına kadar pek çok ciddi sağlık sorununa yol açabilen, biyolojik, psikolojik ve çevresel boyutları olan kronik ve tedavi edilebilir bir hastalık. Lilly Türkiye, bu konuda farkındalığı artırmak amacıyla hayata geçirdiği “Obezite: Görünmeyen Gerçekler” deneyim alanı ile obezitenin biyolojik ve toplumsal boyutları olan kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor.

Obezite; vücutta yağ dokusunun artışıyla ilişkili, kronik, tekrarlayıcı ve tedavi edilebilir bir hastalık olsa da bugün dünya genelinde yaklaşık bir milyar insanıetkileyen bir salgın boyutuna ulaşmış durumda. Ülkemizde de yaklaşık 18 milyon kişinin obezite ile yaşadığı biliniyor. Öyle ki obezite; diyabet, kalp hastalığı, inme ve bazı kanser türleri dahil olmak üzere birçok ciddi hastalığa yol açabiliyor; bu hastalıklar yaşam kalitesini düşürüyor ve erken ölüm riskini artırıyor. Buna karşın toplumda bu hastalığın kişisel bir tercih olduğuna dair yanlış bir algı bulunuyor. 

Lilly Türkiye de bu gerçekten yola çıkarak bu yıl İstanbul’da düzenlenen Avrupa Obezite Kongresi’nin (ECO) ana sponsorlarından biri olarak konumlanmanın yanı sıra bu uluslararası kongre ile eş zamanlı olarak obezite hastalığına yönelik toplumsal algıyı kökten değiştirecek, anlamlı bir deneyim alanı hazırladı. 11–15 Mayıs 2026 tarihleri arasında Beyoğlu’nun hafızasında yer etmiş Hope Alkazar’da ziyaretçilere açık olacak “Obezite: Görünmeyen Gerçekler” deneyim alanı ile ziyaretçileri obezite hastalığına ilişkin bilime dayalı gerçekleri keşfetmeye ve günlük yargıların ötesine geçmeye davet ediyor.

Toplumda obeziteyi yalnızca beden ölçüsü, bireysel tercih ya da irade ile açıklayan dar bakış açısını aşmayı amaçlayan bu deneyim; obezitenin biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarını gözler önüne seren çarpıcı bilimsel verileri, gerçek yaşam hikâyeleriyle birlikte etkileyici bir sahne kurgusunda buluşturuyor.

Deneyim alanının son durağında ise ziyaretçiler, Albert Health’in dijital sağlık platformu üzerinden beden farkındalıklarını etkileşimli olarak değerlendirme fırsatı bulurken, kişiselleşmiş bir dijital sağlıklı yaşam yolculuğuna da adım atma imkânı yakalıyor. 

Deneyim alanının açılış töreninde, Gazeteci Cansu Canan Özgen moderasyonunda bir panel de düzenlendi. Panelde Lilly Türkiye Genel Müdürü Ryan Dawson, Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Feray Akbaş ve Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır obeziteyle mücadele konusunda önemli bilgiler paylaştı.

“Obezite hastalığının tedavisinde sürdürülebilir sağlık sonuçları için tıbbi destek gerekli”

Panelde obezitenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Feray Akbaş, IPSOS tarafından yapılan “Obezite Algısı Araştırması”na göre obeziteye yönelik dikkat çekici bir içsel çatışma yaşandığını söyledi. Akbaş konuşmasında, “Araştırmanın Türkiye verileri, farkındalık ve eylem arasında fark olduğunu gösteriyor. Obeziteli kişilerin yüzde 80’lik çok büyük bir kısmı kilolarını kontrol etmeyi düşündüklerini veya bu konuda tavsiye aldıklarını belirtirken, sadece yüzde 35’i son bir yıl içinde bir doktora danışmış. Buradaki temel engel bilgi eksikliği değil, algı. Türkiye’de obezite ile yaşayan kişilerin yüzde 45’i ‘Kilomu kendi başıma kontrol etmeyi tercih ederim’ diyor. Bu oran birçok ülkeye kıyasla önemli ölçüde yüksek, ancak çalışmalar bu şekilde başarılı bir kilo yönetiminin çok zor olduğunu gösteriyor. Tam da bu aşamada sağlık profesyonellerinin rolü belirleyici hale geliyor. Bireysel çabalar önemli olsa da sürdürülebilir sağlık sonuçları için tıbbi destek gerekliliğini koruyor.”

“Obezite, hem hasta için hem de ülke ekonomisi için büyük yük”

Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır ise obezitenin ekonomik yüküne dikkat çektiği konuşmasında, “Obezite hastalığı, her ne kadar bireysel bir sorun olarak görülse de toplumun genelini etkileyen çok boyutlu bir halk sağlığı meselesi olduğu göz ardı edilmemeli. Ne yazık ki, obezite hastalığına yönelik toplumsal önyargılar, hastaların ihtiyaç duydukları tedaviye erişmelerinin önündeki temel engellerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu önyargılar ve bilgi eksikliği giderilmediği sürece, hastalığın beraberinde getirdiği devasa ekonomik yükle yüzleşmeye devam edeceğiz. Öyle ki tüm dünya genelinde obezitenin ekonomik yükünün 2035’te 4,32 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’ye baktığımızda 2019 yılında aşırı kilo ve obezitenin ekonomik yükünün yaklaşık 14,64 milyar dolar olduğu biliniyor. 2060 yılında ise ekonomik yükünün 132,5 milyar dolara yükseleceği öngörülüyor ki bu da Gayrisafi Millî Hasıla’nın yüzde 3,2’sine karşılık geliyor. Hem birey hem de toplum açısından bu denli büyük bir yük oluşturan obezitenin yönetimi, ekonomik sürdürülebilirlik açısından da stratejik bir öncelik olarak ele alınmalıdır. Bu doğrultuda, obezite hastalığının yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda toplumsal ve davranışsal boyutlarını da anlamaya yönelik olarak, Lilly Türkiye ile birlikte kapsamlı bir araştırma süreci başlattık. Bu yıl kamuoyuyla paylaşmayı planladığımız bu çalışma ile obeziteyle yaşayan bireylerin gündelik gerçek yaşam deneyimlerinden yardım arama davranışlarına, toplumsal algıdan tedaviye erişim süreçlerine kadar uzanan çok katmanlı bir çerçevede derin görüşmeler yaparak, toplumsal algı ve yardım arama davranışları arasındaki ilişkiyi daha bütüncül bir şekilde ortaya koymayı hedefliyoruz. Obezite hastalığına ilişkin yanlış algıların aşılmasının hem bireysel sağlık sonuçları hem de ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik olduğuna inanıyoruz.” dedi.

“Obezite hastalığını doğru anlamak isteyen herkesi deneyim alanımıza bekliyoruz”

Lilly Türkiye Genel Müdürü Ryan Dawson da 150 yıllık tarihlerinde bilimi iyileşmeye dönüştürerek dünyanın dört bir yanındaki insanların yaşamlarını iyileştirmeyi amaçladıklarını vurgulayarak şunları söyledi: “Lilly’de, ‘sağlık her şeyden önemlidir’ söylemi sadece bir söz değil, yaptığımız işin temelini oluşturuyor. Bilimde, üretimde, asla ödün vermediğimiz kalite standartlarında ve ihtiyacı olan her hastaya ulaşma kararlılığımızda bunu açıkça gösteriyoruz. Bu nedenle obezite ile yaşayan kişilerin de kanıta dayalı kilo yönetimi tedavisi uygulamak için erken teşhis, tarama ve etkili müdahaleyi hak ettiklerine inanıyoruz. Obezite profesyonel tıbbi danışmanlık ile diğer kronik hastalıklar gibi ele alınmalı. Son derece ciddi bir hastalığa sahip olan bu kişilerin maruz kaldığı damgalanma gibi engeller, sağlık hizmetlerine erişimlerini de olumsuz etkiliyor. Biz de sadece ilaç üretmekle yetinmiyor, sağlığa erişimdeki engelleri aşmaya çalışıyor, obezite gibi hastalıklara yönelik önyargılarla da aktif şekilde mücadele ediyoruz. Lilly Türkiye olarak bu hastalığı doğru bir şekilde anlamak ve empati göstererek çözümün bir parçası olmak isteyen herkesi “Obezite: Görünmeyen Gerçekler” deneyim alanına davet ediyoruz.”

Bu yıl 12- 15 Mayıs tarihlerinde Türkiye’de düzenlenen ve obeziteye ilişkin en önemli bilimsel faaliyetlerden olan Avrupa Obezite Kongresi’ne sponsor olarak katılmaktan duydukları memnuniyeti de dile getiren Dawson, sözlerine şöyle devam etti: “Obezite hastalığı, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de halk sağlığını önemli ölçüde tehdit eden ve sıklığı giderek artan bir sorundur. Araştırmalar ülkemizde obezitenin görülme sıklığının yetişkinlerde yüzde 36 olduğunu ve Avrupa kıtasındaki en kilolu ülke konumuna geldiğimizi gösteriyor. Bu nedenle kongrenin bu yıl ülkemizde yapılması daha da büyük anlam taşıyor. Bir halk sağlığı sorunu olan obeziteyi Türkiye’den ve yurt dışından farklı paydaşlarla konuşup, birlikte çözüm geliştirebileceğimize inancımız çok büyük.”

Lilly Türkiye, obezite hastalığı ile mücadelede yalnızca bilimsel gelişmeleri desteklemekle kalmayıp, toplumsal algının dönüşümüne katkı sunmayı da sorumluluğu olarak görüyor. “Obezite: Görünmeyen Gerçekler” deneyim alanı ise bu yaklaşımın, empati ve bilime dayalı farkındalıkla hayata geçirilmiş somut bir yansıması olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Lilly Türkiye, obezite hastalığını doğru bir şekilde anlamak, önyargıların ötesine geçmek ve çözümün bir parçası olmak isteyen herkesi bu deneyimi yaşamaya davet ediyor.


 

İlginizi çekebilir

Bilim, İnovasyon ve Toplumsal Etkiyi Bir Araya Getirerek Sağlıkta Sürdürülebilir Değer Yaratıyoruz

Türkiye’de 70 yılı aşkın geçmişe sahip Bayer’in sağlık alanındaki yolculuğunu değerlendiren Bayer İlaç Türkiye ve İran Ülke Grubu Başkanı Colin Tyrer, şirketin tedavi alanlarındaki odağını, sürdürülebilirlik anlayışını, önceliklerini ve projelerini paylaştı.