Daiichi Sankyo’dan Sürdürülebilir Sağlık Hizmeti için Kritik Adımlar

Sağlık sistemlerinde sürdürülebilirlik ve yenilikçi tedavilere hızlı erişim, ilaç sektörünün en kritik gündemleri arasında yer alıyor. Bu doğrultuda Daiichi Sankyo Türkiye, global perspektif ile yerel ihtiyaçlar arasında hassas bir denge kurarak hastaların yenilikçi tedavilere erişimini hızlandırmayı hedefliyor. Şirketin bu alandaki stratejilerini, Pazar Erişim ve Ruhsatlandırma Direktörü Çiğdem Şar ile konuştuk.

Sizi ve ekibinizi biraz tanıyabilir miyiz?

2008’de Koç Üniversitesi Kimya ve Biyoloji Mühendisliği’nden mezun oldum, ardından İtalya’da SDA Bocconi Üniversitesi’nde Uluslararası Sağlık Ekonomisi, Yönetimi ve Politikaları alanında yüksek lisans yaptım. 17 yıllık kariyerimde Türkiye ve yurt dışında pazar erişim, fiyatlandırma ve sağlık ekonomisi alanlarında görev aldım. 2022’den bu yana Daiichi Sankyo Türkiye’de yenilikçi tedavilerin hastalara hızlı ve sürdürülebilir şekilde ulaşması için çalışıyorum.

Gücünü uzmanlık ve sinerjiden alan ekibimiz, farklı disiplinlerde derinleşmiş güçlü bir yapıdan oluşuyor: Özge Ergin Canıtez, Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu olup, Hacettepe Üniversitesi’nde Sağlık Ekonomisi ve Farmakoekonomi yüksek lisansını tamamladı. 5 yıldır onkoloji ve kardiyoloji projelerinde liderlik ederek bilimsel verinin stratejik kararlara dönüşmesine katkı sağlıyor. İpek Bahar Gözüm, Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği ve Kimya mezunu olup, 15 yıllık Ar-Ge ve ruhsatlandırma deneyimiyle 3 yıldır Ruhsatlandırma Müdürü olarak kritik süreçleri yönetiyor.
Aynur Barkın, Hacettepe Üniversitesi Kimya Bölümü mezunu olarak kalite ve Ar-Ge alanındaki deneyimiyle 2023’ten bu yana Mesul Müdür ve Kalite Müdürü olarak hasta güvenliği odaklı süreçleri yürütüyor. Cemil Bostancı ise 2012’den bu yana Depo & Proje Uzmanı olarak, ilaçların kalite standartlarından ödün vermeden hastalara güvenle ulaşmasını sağlıyor.

Global stratejiler ile Türkiye gereklilikleri arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Temel yaklaşımımız; yenilikçi tedavileri hızlı, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir modelle sunmak. Küresel ölçekte değişen fiyatlandırma ve geri ödeme dinamikleri erişim stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Bu noktada global perspektif ile yerel ihtiyaçlar arasında hassas bir denge kuruyoruz.

Türkiye, stratejik öncelikli pazarlarımız arasında yer alıyor. Bu durum bize, uluslararası standartları Türkiye’nin özgün düzenleyici gereklilikleriyle entegre etme sorumluluğu yüklüyor. Bu titiz yaklaşım sayesinde, yenilikçi tedavilerin ülkemize girişini hızlandırırken, global vizyonumuzla tam uyumlu ve uzun vadeli bir yol haritası oluşturabiliyoruz.

Onkoloji ve yenilikçi tedavilerde erken erişim için ne tür modeller üzerinde çalışıyorsunuz?

Onkoloji gibi zamanla yarışan alanlarda erişimi hızlandırmak önceliğimiz. Bu kapsamda erken erişim programları, erken faz klinik çalışmalar ve özel hasta modelleri üzerinde çalışıyoruz.

Başarının anahtarı; bilimsel veriyi karar süreçlerine dahil etmek ve paydaşlarla şeffaf iş birliği kurmaktır. Veriye dayalı değerlendirmeler, tedavilerin klinik değerini güçlü şekilde ortaya koymamıza ve dengeli bir fiyat/erişim modeli kurmamıza yardımcı oluyor. Amacımız yalnızca ilacı ulaştırmak değil, sağlık sistemi, hekimler ve en önemlisi hastalar için somut ve sürdürülebilir bir değer yaratmak.

İlginizi çekebilir

Barok Sanatının Sarsıcı Eseri ‘Medusa’, Menarini Türkiye’nin ‘Hayata Sanat Kat’ Projesi ile Sanatseverlerle Buluştu

‘Hayata Sanat Kat’ projesiyle sanat tarihine damga vurmuş İtalyan eserler, Tarihçi ve Seyahat Yazarı Saffet Emre Tonguç’un anlatımı ile Menarini Türkiye YouTube kanalında yayında. Serinin yeni eseri, Michelangelo Merisi Da Caravaggio’nun sarsıcı ve gerçekçi üslubuyla ölümsüzleşen ‘Medusa’.