Önceliğimiz, Hastaların Yenilikçi Tedavilere Zamanında ve Sürdürülebilir Erişimini Sağlamak

Bilimsel yenilikler ve hasta odaklı yaklaşımlar, günümüzde ilaç sektörünün dönüşümünde belirleyici rol oynuyor. Bu doğrultuda AstraZeneca Türkiye, küresel vizyonunu yerel gücüyle birleştirerek sağlık ekosistemine değer katmayı sürdürüyor. Şirketin stratejik önceliklerini, Ar-Ge çalışmalarını ve insan odaklı yaklaşımını Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç ile konuştuk.

Uzun süredir AstraZeneca’da üst düzey pozisyonlarda görev aldıktan sonra, yakın zamanda AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı olarak atandınız. Kariyerinizdeki bu yolculuğu sizden dinleyebilir miyiz?

TED Ankara Koleji’nin ardından Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. 2,5 yıl aktif hekimlik yaptıktan sonra ilaç sektörüne medikal müdür olarak geçiş yaptım. 2015 yılında AstraZeneca’ya katılana kadar, Pfizer ve Alexion’da kardiyovasküler, ağrı, onkoloji ve nadir hastalıklar gibi farklı tedavi alanlarında; medikalden pazarlamaya, ruhsatlandırmadan pazar erişimine uzanan geniş bir yelpazede sorumluluklar üstlenerek kapsamlı bir uzmanlık deneyimi edindim. AstraZeneca’da Metabolizma İş Birimi Direktörü olarak başlayan kariyer yolculuğum, Türkiye’de ve MEA bölgesinde satış-pazarlama ile ruhsatlandırma-pazar erişim alanlarındaki sorumluluklarla devam etti. Eylül 2025’te Türkiye Ülke Başkanı olarak atanmadan önce, İsviçre’de Uluslararası Pazarlar Bölgesi Ticari Direktörü olarak görev yaptım ve yaklaşık 80 ülke ile çalıştım. Bu süreçte AstraZeneca liderlik ekibinde yer alarak farklı kültür ve pazar dinamiklerini gözlemleme ve deneyimleme fırsatı buldum. Bugün, Ülke Başkanı olarak yaklaşık 29 yıllık birikimimi şirketimize ve ülkemize değer yaratacak şekilde yansıtmak için heyecan duyuyorum.

AstraZeneca Türkiye’nin odaklandığı tedavi alanları ve vizyonu için neler söylersiniz?

AstraZeneca’nın küresel vizyonu; bilimle sınırları zorlayarak yaşam değiştiren ilaçlar geliştirmek, sağlıkta eşitlik anlayışını ve sürdürülebilirliği işimizin ayrılmaz parçası haline getirmek üzerine kurulu. Türkiye operasyonumuzun öncelikleri de bu stratejiyle tamamen örtüşüyor. Onkoloji, kardiyovasküler, renal & metabolizma, solunum, aşı ve immünoterapiler gibi global çapta odağımızda olan tedavi alanlarımızda ülkemizde de güçlü bir varlık gösteriyoruz. Yenilikçi tedaviler geliştirmek, kronik hastalıkları olan insanların daha iyi, daha sağlıklı yaşamalarına yardımcı olmak, kanseri ölüm nedeni olmaktan çıkarmak ve nadir hastalıklar için tedavilere öncülük etmek üzere bilimden ve teknolojiden yararlanıyoruz. Tabii biz yalnızca ilaç geliştiren bir şirket değiliz. Sağlıkta eşitlik için çalışan, dijital dönüşümü hızlandıran, sürdürülebilirliği önceliklendiren ve iş birlikleriyle ekosistemde değer yaratmak için gayret gösteren bir çözüm ortağıyız. Klinik araştırmalardan yapay zekâ destekli tanı sistemlerine, mobil sağlık merkezlerinden sağlık okuryazarlığı projelerine kadar yürüttüğümüz her çalışma; insanların sağlıklı bir yaşama daha erken, daha adil ve daha sürdürülebilir şekilde ulaşabilmesi için. Bilimin gücüyle sağlık sisteminin gelişimi ve en yenilikçi tedavilere hastaların erişebileceği şekilde toplumun hizmetine sunmak için daha fazlasını yapmaya devam edeceğiz.

AstraZeneca’nın Ar-Ge ve klinik araştırma faaliyetlerinizden bahseder misiniz? AstraZeneca yıllık cirosunun ne kadarını araştırma ve geliştirmeye ayırıyor? AstraZeneca Türkiye, globalin klinik araştırmalarına nasıl katkı sağlıyor?

Bilimi işimizin merkezine koyan bir şirket olarak, yıllık ciromuzun yaklaşık yüzde 25’ini Ar-Ge ayırıyoruz. 2025 yılında küresel Ar-Ge yatırımımız yaklaşık 14,2 milyar dolar seviyesine ulaştı ve gelişim aşamasında 199 projemiz bulunuyor. Türkiye ise bu küresel araştırma ağında stratejik bir konuma sahip. Türkiye’de en fazla sayıda klinik araştırma yürüten şirketlerden biriyiz. Bugün yaklaşık 100 kişilik uzman ekibimizle 112 aktif klinik çalışmayı sürdürüyoruz. Bu çalışmalarımıza 2020’den bu yana yaklaşık 3 milyar TL’nin üzerinde yatırım yaptık. Bu sayede kanser gibi zorlu pek çok hastalığın tedavisinde yeni gelişmelerin yakından takip edilmesine, yenilikçi tedavilere erken erişimin mümkün olmasına ve hasta sonuçlarının iyileştirilmesine katkı sağlıyoruz. T.C. Sağlık Bakanlığı’nın 2024-2028 Stratejik Planı’nda belirtildiği üzere ülkemizin öncelikleri arasında yer alan, “sağlık bilimi ve teknolojileri alanında Ar-Ge çalışmaları yürütmek, desteklemek ve katma değer yaratabilecek ürünlerin teknolojik dönüşümünü sağlamak” hedefiyle tam bir uyum içinde çalıştığımızı da ayrıca ifade etmek isterim. Ülkemizin bölgede klinik araştırma merkezi olmasına öncülük etmek de stratejik hedeflerimiz arasında.

AstraZeneca, Türkiye’nin en iyi işverenleri arasında yer alıyor. İK stratejilerinizin temelinde neler var? Fırsat eşitliği, çeşitlilik ve kapsayıcılık konularına yaklaşımınızdan söz eder misiniz?

AstraZeneca Türkiye olarak 9 yıldır üst üste Great Place to Work (En İyi İşveren) listesinde yer alıyoruz. Bu başarımızın temelinde insanı merkeze alan güçlü kültürümüz ve insan kaynakları stratejimizin omurgasını oluşturan çeşitlilik, kapsayıcılık ve hakkaniyet yaklaşımımız bulunuyor. Biz, çeşitliliği farklı kimliklerin, deneyimlerin ve bakış açıların aynı masada yer alması olarak görüyoruz; çalışanlarımızın farklılıklarından güç alıyor ve bunun kurumumuza yarattığı zenginliğe inanıyoruz. Diğer yandan, herkesin sesinin duyulması ve katkı sağlayabilmesi de son derece önemli. Bu nedenle kapsayıcılığı, çalışanlarımızın özgürce fikirlerini ifade edebildiği, kendini güvende ve değerli hissettiği bir ortam yaratmak olarak tanımlıyoruz. Hakkaniyet açısından baktığımızda ise herkesin başarılı olabilmesi için gerekli ve kişiye özel desteği sunmayı önemsiyoruz. Bu anlayış doğrultusunda, çalışanlarımızın potansiyellerini ortaya koyabilecekleri gelişim fırsatları, yetenek ve eğitim programlarını hayata geçiriyoruz. Çalışanlarımızın sesini karar süreçlerine dahil ettiğimiz açık iletişim politikamız sayesinde sürdürülebilir bir gelişim kültürü yaratıyor, çalışanlarımızın kendilerini ait ve güçlü hissettikleri bir çalışma deneyimi sunuyoruz.

Kısa ve orta vadedeki hedefleriniz için neler söylemek istersiniz?

Stratejik önceliklerimiz doğrultusunda odağımızda, hastaların ihtiyaç duydukları tedavilere zamanında ve sürdürülebilir şekilde erişimini artırmak yer alıyor. Bu doğrultuda, klinik araştırmaların kapsamını ve etkisini genişletmeyi temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. Kendimizi yalnızca bir ilaç şirketi olarak görmüyoruz, sağlık ekosisteminin uzun vadeli gelişimine katkı sağlayan bir çözüm ortağı olarak da konumlandırıyoruz. Bu bakış açısıyla; sağlık otoriteleri, akademi, sağlık profesyonelleri ve diğer paydaşlarla iş birlikleri geliştirerek ekosistemi bütüncül biçimde güçlendirmeyi hedefliyoruz. Dijitalleşme ve teknolojiyi iş yapış şeklimizin ayrılmaz bir parçası haline getirerek organizasyonel mükemmelliği güçlendirmek de bir diğer stratejik odağımız. Veri, yapay zekâ ve dijital çözümlerden yararlanarak hem hasta deneyimini geliştirmeyi hem de bilimsel katkımızı ileri taşımayı amaçlıyoruz.

İlginizi çekebilir

Tajev’in ‘Sadece Bizim İçin’ Projesi Van’da Düzenleniyor

Türk Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı’nın (TAJEV) 2008’de hayata geçirdiği ‘Sadece Benim İçin’ sosyal sorumluluk projesi, bugüne kadar 6 ilde gerçekleştirildi. Proje, bu yıl 4–6 Haziran 2026 tarihleri arasında Van’da düzenlenecek bilimsel toplantı ile yeniden hayata geçiriliyor.