Ruhsatlandırma Süreçleri Doğrudan İnsan Hayatına Dokunuyor

Tüketici sağlığı alanının lider oyuncularından Haleon Türkiye’nin Ruhsatlandırma Lideri Mihriban İnçmen Yılmaz ile ruhsatlandırma fonksiyonunun şirket içindeki kritik rolünü, büyüme stratejileriyle ilişkisini ve Türkiye’de OTC ürünlere yönelik regülasyon çerçevesini konuştuk.

Sizi ve ekibinizi kısaca tanıyabilir miyiz? Biriminizin stratejik rolü nedir?

Boğaziçi Üniversitesi Kimya yüksek lisansı ve Bilgi Üniversitesi İşletme yüksek lisansı eğitimlerimi tamamladım. 20 yılı aşkın süredir ilaç ve tüketici sağlığı sektöründe kalite, ruhsatlandırma ve pazara erişim alanlarında çalışıyorum. Haleon Türkiye’de, regülasyon stratejilerini şekillendiren ve pazara erişimi hızlandırmayı hedefleyen bir ekibe liderlik ediyorum. Ekibimiz, 10 yılı aşkın tecrübeleriyle katkı sağlayan eczacı, kimyager ve biyologlardan oluşuyor ve ürünlerimize ait tüm operasyonları birinci elden yöneten üç müdürden oluşan yetkin bir yapı ile çalışıyoruz. Resmi otorite ilişkilerini sahada daha etkin yürütebilmek adına ekip üyelerimizden biri Ankara’da yerleşik olarak görev yapıyor.

Pazara erişim ve ruhsatlandırma fonksiyonu şirketin büyüme stratejilerine yön veren bir yapı olarak konumlanıyor. Bir ürünün piyasaya çıkmasının haricinde, doğru zamanda, doğru konumlandırmayla ve sürdürülebilir şekilde tüketiciye ulaşmasını sağlamaya odaklanıyoruz. Bu yönüyle birimimiz, diğer departmanlarla yakın temas halinde çalışan ve karar alma süreçlerinde aktif rol oynayan stratejik bir iş ortağıdır. Yeni ürün lansmanlarının hız kazanması, mevcut portföyün optimize edilmesi ve yerelleşme stratejilerinin desteklenmesi gibi alanlarda şirketin büyüme yolculuğuna doğrudan katkı sağlıyoruz.

Haleon’un Türkiye’deki ürün portföyü ve yeni dönem planları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Temel odağımız, toplumun yaşam kalitesini artıran ve öz bakım bilincini destekleyen çözümleri en güvenilir şekilde sunabilmek. Bu doğrultuda ülkemizde ağız sağlığı, solunum sağlığı, ağrı tedavisi, vitamin ve mineral takviyeleri ve terapötik cilt sağlığı olmak üzere toplam beş farklı kategoride faaliyet gösteriyoruz ve her bir kategoride güçlü markalarımızla tüketicilerin günlük sağlık pratiklerinin bir parçası olmayı sürdürüyoruz. Mevcut portföyümüzün gücünü korurken, küresel Ar-Ge kapasitemiz ve inovasyon yetkinliğimiz sayesinde Türkiye pazarındaki yeniliklerimize de hız kesmeden devam ediyoruz. 2026 yılının ilerleyen dönemlerinde özellikle alerji ve solunum sağlığı alanında, tüketicilerin günlük yaşam konforunu doğrudan etkileyen ihtiyaçlara daha hızlı ve yenilikçi çözümler sunacak ürünlerimizi pazara sunmayı planlıyoruz.

Koruyucu sağlığın önemli bir ayağını oluşturan gıda takviyeleri kategorisinde de portföyümüzü derinleştiriyoruz. Bu kapsamda, tüketicilerin kişiselleştirilmiş ihtiyaçlarına yanıt veren Centrum Men ve Centrum Women gibi ürünlerle bu alandaki varlığımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz.

Türkiye tüketici sağlığı pazarı ve regülasyon ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pazar, tüketicilerin öz bakıma artan ilgisi ve dijitalleşmenin etkisiyle önemli bir büyüme potansiyeline sahip. Son yıllarda en belirgin değişim, bireylerin kendi sağlıklarını yönetme konusundaki farkındalığının artması oldu ve biz de bu gelişmeyi sağlık okuryazarlığı perspektifinden değerlendiriyoruz. Regülasyon ve ruhsatlandırma süreçleri çoğu zaman teknik ve karmaşık yapılar olarak algılansa da aslında doğrudan insan hayatına dokunan bir alan. Doğru bir regülasyon çerçevesi, bir annenin hasta çocuğu için saatlerce sağlık kuruluşlarında vakit geçirmek zorunda kalmadan güvenilir çözümlere ulaşabilmesini ya da mevsimsel alerjisi olan bir bireyin günlük hayatına kesintisiz devam edebilmesini mümkün kılar.  Etkili ve dengeli bir yasal düzenleme, bireylerin günlük sağlık ihtiyaçlarına güvenli ve hızlı şekilde çözüm bulabilmesini sağlar. Örneğin, ebeveynler çocuklarının basit sağlık ihtiyaçları için çok fazla vakit harcamadan çözüm bulabilir, mevsimsel alerji yaşayanlar günlük yaşamlarına daha rahat devam edebilirler.

Konu regülasyona gelince; malasef Türkiye’de OTC ürünlere yönelik net ve bütüncül bir regülasyon çerçevesinin henüz tam olarak oluşmamış olması, süreçleri zorlaştırabiliyor. Ürünler reçeteli ürünlere benzer uzun değerlendirme süreçlerine tabi tutulurken hem pazar erişim yavaşlayabiliyor hem de tanıtım kısıtları ile hastaların öz bakım bilinci eksik kalıyor. Bu nedenle, inovasyonu ve erişimi destekleyecek daha öngörülebilir bir yapıya ihtiyaç duyulduğu yadsınamaz. Türkiye’nin güçlü sağlık sistemi, onay süreçlerini hızlandıran ve inovasyonu destekleyen bir OTC yaklaşımıyla daha da güçlenecektir. Bu doğrultuda, kurucu üyesi olduğumuz TÜKSA (Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği) çatısı altında paydaşlarla birlikte sürdürülebilir bir yol haritası üzerinde çalışıyoruz.

Türkiye’de self-care bilinci ve dijitalleşmenin etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de self-care bilinci gelişmekte olan ve giderek güçlenen bir alan olarak öne çıkıyor. Tüketicilerin kendi sağlıklarını yönetme konusundaki farkındalığının artmasıyla birlikte bu alandaki dönüşüm hız kazanıyor. Bu süreçte dijital kanallar ve e-ticaret, bilgiye ve ürünlere erişimi kolaylaştırarak önemli bir rol oynuyor. Tüketiciler artık sağlıklarıyla ilgili konularda daha bilinçli kararlar alabiliyor ve ihtiyaç duydukları çözümlere daha hızlı ulaşabiliyor. Bu dönüşüm, bireylerin sağlıklarını daha proaktif bir şekilde yönetmelerine olanak tanırken, sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından da önemli bir katkı sağlıyor. Geçtiğimiz yıl yaptığımız Sağlıkta Kapsayıcılık Endeksi Araştırması’na göre, sağlık okuryazarlığında yalnızca %25’lik bir iyileşme ile Türkiye sağlık sisteminde yıllık 6,3 milyar ABD doları tasarruf elde edilebiliyor. Bu veri, bireylerin sağlıklarını daha bilinçli ve proaktif şekilde yönetmelerinin, hem yaşam kalitesini artıran hem de sağlık sistemine önemli ekonomik katkı sağlayan kritik bir kaldıraç olduğunu ortaya koyuyor.

Önümüzdeki 5 yıl içinde pazara erişim ve ruhsatlandırma alanında ne gibi dönüşümler bekliyorsunuz?

Pazara erişim ve ruhsatlandırma süreçlerinin daha dijital ve veri odaklı bir yapıya evrileceğini öngörüyoruz. Ruhsat mekanizmalarının daha hızlı ve öngörülebilir hale gelmesi, global regülasyonlarla uyumun artması ve pazara erişim ile ticari stratejilerin daha entegre bir şekilde yönetilmesi bu dönüşümün temel unsurları olacak. Bu gelişmelerle birlikte pazara erişim ve ruhsatlandırma fonksiyonu, yalnızca teknik bir süreç olmaktan çıkarak şirketlerin büyüme stratejilerinde daha güçlü bir liderlik rolü üstlenecek.

Bu alanda çalışmak isteyenlere önerileriniz neler olur?

Bu alanda başarılı olmak için güçlü teknik bilgiye sahip olmak kadar, regülasyon okuryazarlığı, stratejik düşünme becerisi ve güçlü iletişim yetkinlikleri de büyük önem taşıyor. Bu alan artık yalnızca teknik süreçlerin yönetildiği bir yapı olmaktan çıkarak, iş sonuçlarına yön veren stratejik bir fonksiyona dönüşmüş durumda. Bu nedenle bu alana yönelmek isteyen kişilere önerim, yalnızca regülasyonları öğrenmekle sınırlı kalmamaları, işin ticari boyutunu da anlamaya odaklanmaları olacaktır.

İlginizi çekebilir

Bilim, İnovasyon ve Toplumsal Etkiyi Bir Araya Getirerek Sağlıkta Sürdürülebilir Değer Yaratıyoruz

Türkiye’de 70 yılı aşkın geçmişe sahip Bayer’in sağlık alanındaki yolculuğunu değerlendiren Bayer İlaç Türkiye ve İran Ülke Grubu Başkanı Colin Tyrer, şirketin tedavi alanlarındaki odağını, sürdürülebilirlik anlayışını, önceliklerini ve projelerini paylaştı.