Türkiye’nin Yüzde 100 Yerli Sermayeli İlaç Firması Polifarma 37 Yaşında

Polifarma Genel Müdürü ve İcra Kurulu Başkanı Sn. Mehmet Asri ile bu yıl mart ayında 37. yılını kutlayan sektörün güvenilir ve öncü markası Polifarma’nın dünü, bugünü ve yarını hakkında konuştuk.

Sizi biraz tanıyarak, ilaç sektörünün güncel durumu hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

İlaç ve kozmetik sektöründeki 20 yılı aşkın deneyimimle söyleyebilirim ki ilaç endüstrisi, insanların en temel gereksinimi olan sağlığın korunması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesinde rol oynayan, önemi asla azalmayacak bir endüstridir. Yüksek katma değerli ilaç sektörü, insanların yaşam sürelerinin uzaması, gelir düzeyi artışlarına bağlı olarak kaliteli yaşam beklentisinin artması, çevresel etkenler ve teknolojik gelişimin etkisiyle sürekli pozitif ilerliyor.

Son 12 aylık dönemin verilerine baktığımızda ilaç ihracatının yıllık %5,9 oranında arttığını ve aynı zamanda Türkiye ithalat rakamları %31,4 artarken, ilaç ithalatının bu artışın aksine %25,9’luk gerileme gösterdiğini görüyoruz. Biz, 70’ten fazla ülkeye ihracat yapan Polifarma olarak, en büyük hedefimizi ‘ilaçta dışa bağımlılığı azaltmak’ olarak belirlemiştik. Bu veriler de gösteriyor ki bu yoldaki çalışmalarımız ülke çapında karşılık buluyor. Özellikle son zamanlarda cari açığın rekor seviyelere yükseldiğini göz önünde bulundurursak…

Polifarma’da 2019 yılında başlayan yolculuğumda geriye dönüp baktığımda hem ilaç sektörünün geldiği noktayı hem de Polifarma’nın günümüz hastalıklarına yönelik yaptığı çalışmaları, sağlığa katma değer çabalarını çok değerli buluyor, bu sürecin içinde olmaktan mutluluk duyuyorum.

Toplum sağlığına duyarlı olarak üretim yapmayı kendi kültürü olarak benimsemiş olan Polifarma’nın Genel Müdürü ve İcra Kurulu Başkanı olarak çalışmalarımızı ve yeni ürün araştırmalarımızı hız kesmeden sürdürdüğümüzü eklemek isterim.

Eğitim ve kariyer hayatıma gelince, 1993 yılında İstanbul Alman Lisesi’nden mezun oldum. Ardından eğitimimi Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde sürdürdüm. Meslek hayatıma bankacılık alanında başladım ve eş zamanlı olarak görev yaptığım iş kolunda en yüksek noktaya erişmek amacıyla Yeditepe Üniversitesi’nde MBA yaptım.

İlaç sektörüne adımımı 2003 yılında Bilim İlaç’ta finans yöneticisi olarak başlayarak attım. Eş zamanlı olarak KalDer’de Ulusal Kalite Ödülü Değerlendiricisi olarak görev aldım. Alix Avien, Kopaş Kozmetik, Hairton Kozmetik, Joykoz Kozmetik gibi önemli kozmetik şirketlerinde uzun yıllar finans & mali işler müdürlüğü, direktörlük ve genel müdürlük görevlerini yürüttüm. 2019 yılından beri Polifarma Genel Müdürü ve İcra Kurulu Başkanı olarak çalışma hayatıma devam ediyorum.

Genel müdürlük veya icra kurulu başkanlığı görevleri, birlikte görev yaptığım ekip arkadaşlarıma, şirket sermayedarlarına, şirkette sürdürülebilir başarıyı kültür haline getirerek ülke ekonomisine katkı sağlamak şeklinde özetleyebileceğim sorumlulukları da beraberinde getiriyor. Bu sorumluluklarda başarılı olabilmek için de her zaman en büyük yardımcılarım multidisipliner anlayış çerçevesinde görev yapan yüksek nitelikli ekip arkadaşlarım oldu. 20 sene önce EFQM mükemmellik modeli ile tanıştığım dönemden itibaren beynime nakşolmuş bazı kavramlardan en çok değer verdiğim ve halen pusulam olan yetkilendirme kavramı doğrultusunda ekip arkadaşlarıma değer verir, kurumsal ve bireysel amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik olarak yetki ve sorumlulukları birlikte devredecek bir çalışma ortamı yaratırım. Bu doğrultuda da ekibimin başarılı olması için meslek hayatım boyunca farklı disiplinlerde elde ettiğim kişisel nitelikler ve bilgi birikimim doğrultusunda ihtiyaç duydukları veya gelişime açık oldukları her noktada destek olurum.

Polifarma’nın bu sene 37. yılı. Bu 37 yıl boyunca Polifarma’nın gelişim ve değişim hikâyesini sizden dinleyebilir miyiz?

Sektöründe lider olan Polifarma’nın yolculuğu, kurucumuz merhum Eczacı Sn. Necdet Nuri Kumrulu’nun, 1979 yılında Ordu’nun Kumrulu ilçesinde, adını memleket sevdasından alarak koyduğu Memleket Eczanesi’ni açması ile başlıyor. Henüz eczacılık fakültesinden yeni mezun olmuşken, o yıllarda ülkesine hizmet etme yoluyla çıktığı bu yolda İstanbul’a gelerek önce 1983 yılında Aroma İlaç’ı, ardından 1986 yılında kurulan Polifarma’yı satın alarak ilerlemeye devam ediyor.

Bugün, 37 yıllık geçmişe sahip, yüzde 100 yerli sermayeli bir ilaç firması olarak serum üretiminde pazar lideriyiz. Aynı zamanda IV (damar yolu) ilaç portföyümüzü de hızla geliştiriyor ve 2021 yılı itibarıyla girdiğimiz reçeteli pazarlar alanında özellikle alerji ve nadir hastalıklar başta olmak üzere, nefroloji ve çok yakın zamanda portföyümüze yeni katacağımız göz hastalıkları branşlarında da emin adımlarla ilerlemeye devam ediyoruz

Faaliyetlerimizi Ergene-Tekirdağ’da bulunan 77.000 metrekare alana kurulu, EU–GMP sertifikasına sahip tesisimizde sürdürüyoruz. Yıllık 350 milyon kutu üretim kapasitesine sahibiz. Türkiye sağlık sektöründe PP torba, PVC torba, cam şişe ve PP şişe olmak üzere 4 farklı formda parenteral solüsyon üretimi yapan şirketler arasında tek yerli üreticiyiz. Ampul, flakon, PFS, BFS formlarında üretimin yanı sıra 15 teröpatik alanda, 12 sertifikamızla tüm formlarda 600’den fazla ruhsatlı ürün sahibiyiz.

Polifarma, bugün geldiği noktada, yaptığı çalışmalar ve gerçekleştirdiği başarılardan ötürü çok değerli merciler tarafından, sayısız kez ödüle lâyık görüldü. Bunlardan, yakın zamanda aldığımız ödüllerden sadece birkaçını paylaşmak isterim: Türkiye’de ilk yüksek teknoloji smart aseptik GMP ilaç üretim ve dolum hattımız ile ‘Yatırım’ kategorisinde Altın Havan Ödülü’nü almaya hak kazandık. Feed the Future’dan Takviye Edici Gıda’ kategorisinde ‘En Güvenilir Gıda Takviyesi’ ödülü 350 başvuru arasından Polifarma’ya verildi. Golden Pulse Awards’ta ‘Polifarma Sokağı’ projesiyle ‘Yılın En Başarılı Kurum İçi Eğitim’ kategorisinde ödüle lâyık görüldük. Aynı zamanda geçtiğimiz yıl, bağımsız bir araştırma şirketi tarafından yapılan müşteri memnuniyeti araştırmasına göre kullanıcıların nezdinde ‘En Güvenilen ve En Çok Tavsiye Edilen Hastane Ürünleri Markası’yız.

Polifarma şu an nasıl bir vizyonla çalışmalarını sürdürüyor, odak noktası nedir?

Kurulduğumuz ilk günden itibaren, hepimizin en temel ihtiyacı sağlıkta fark yaratmayı kendimize ilke edindik. Sağlık bilimleri ve sağlık teknolojileri alanında kendimizi daima geliştirerek, odağımıza hayatı koyduk ve ‘‘Önce Hayat’’ dedik.

Amacımız; sadece ülkemizdeki değil, tüm dünyadaki canlılara faydalı olabilmek, ilaca erişimi kolaylaştırarak daha kaliteli ve sağlıklı bir hayat sağlamak. Bunu gerçekleştirirken de pusulamız; Ar-Ge. Türk ilaç endüstrisini dünyada rekabetçi hale getirme ve sıralamalarda yukarıya taşımanın yolunun da Ar-Ge’den geçtiğine inanıyorum. Gücünü Ar-Ge’den alan Polifarma, sektör içerisinde sarsılmaz bir yere sahip.

2017 yılında, toplum sağlığına duyarlı olarak üretim yapmayı ilke edinmiş Polifarma olarak küresel çapta bir oyuncu olmamızı sağlayan Ar-Ge üssümüz PolArGe’yi kurduk. Kurulduğu ilk günden itibaren, katma değer yaratacak projeler ile sağlığa hizmet vermeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl açıklanan, Turkish Time dergisinin yaptığı ‘Ar-Ge 250, Türkiye’nin En Çok Ar-Ge Harcaması Yapan Şirketleri Araştırması’nın sonuçlarına göre, sadece Türkiye’nin ‘En Çok Ar-Ge Harcaması Yapan Şirketleri’ arasına girmekle kalmadık, tüm sektörlerde ‘Ar-Ge Merkezlerinde En Fazla Proje Yürüten Şirketler’ arasında ilk 10’da, ‘İlaç Sektöründe En Fazla Proje Yürüten Firmalar’ listesinde ise 4. sırada yerimizi aldık.

Bu bağlamda yeni dönemde sektörümüzde ortaya çıkacak Ar-Ge yatırımları, yüksek katma değerli ürün üretimi ihtiyaçlarını ön görerek, süreçlerimizi adapte ediyoruz.

İlaç sektöründe yakın zamanda ileri tedavi yöntemleri ve ilacın üretim sürecinin çok farklı bir noktada olacağını öngörüyorum. Kronik hastalıkların tedavi edilebilir olması, nadir hastalıkların ilaçlarının artık erişilebilir olmaya başlaması ve tüm hastalıklarda tedavi yöntemlerinin değişmesi sürecinde de araştırma ve geliştirmenin yeri çok önemli. Bunu gerçekleştirme yolunda kendimizi biyobenzer ve biyoüstün ilaçlardaki öncü çalışmalarımız ile konvansiyonel ilaç üretiminin ötesine geçmiş, katma değeri olan biyoteknolojik ürünler ve kendi molekülünü üreten ‘global bir sağlık üssü’ olarak konumlayarak ilerliyoruz. Ülkemizi küresel çapta bir adım öteye taşıyacak olan projelerimiz gerçekleştiğinde çok ses getirecek.

Polifarma olarak kadın istihdamını destekliyor musunuz, bunun için attığınız adımlardan söz eder misiniz?

Elbette, mevcut durumda çalışanlarımızın çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Biraz önce bahsettiğim, Ar-Ge 250 araştırmasına göre, Türkiye’de Ar-Ge merkezleri arasında en çok kadın çalışan sayısına sahip merkezlerden biri olduğumuzu da gururla söyleyebilirim. 2023 yılında halen ‘eşitlik’ konusunu konuşmamayı dilerdim ama bu yalnızca ülkemizde değil dünyada var olan ve görmezden gelinmemesi gereken bir konu.

Çok yakın zamanda büyük bir afetle karşı karşıya kaldık. Polifarma deprem bölgesine destek olmak için neler yaptı?

Kahramanmaraş merkezli yaşadığımız depremlerin acısı ve etkileri hâlâ çok büyük. Polifarma olarak ilk andan itibaren kamu ve yardım kuruluşları ile irtibat halinde bölge ihtiyaçlarını karşılayarak, yaraları hep birlikte dayanışma ile sarmaya çalıştık ve iş birliği halinde serum ve ilaçlarımızı gerekli yerlere ulaştırdık.

Tüm Türkiye’ye yayılmış bir saha organizasyonuna sahip olduğumuz için çalışanlarımızdan da etkilenenler oldu. Onların da yanındaydık, Polifarma olarak her zaman yanlarında olacağız.

Son olarak neler eklemek istersiniz

2023 yılına ülkemiz adına büyük umutlar ile başlamıştık. Ancak yaşadığımız depremler, ardından bölgedeki sel felaketi neticesinde ülkemiz zorlu dönemlerden geçiyor. Depremlerde yaşadığımız acı azalmamakla birlikte zaman geçtikçe yanına sonuçların yarattığı ekonomik zarar da eklendi. Türk toplumu, yüzyıllar boyunca dayanışma, birbirine destek olma geleneğinden ödün vermemiştir. En zor zamanları hep birbirimize destek olarak aştık, aşacağız çünkü birlikte çok güçlüyüz.

Bunlarla birlikte her zaman gündemimizde tutmamız gereken bir ‘sürdürülebilirlik’ gerçeği de var. Karşı karşıya olduğumuz kuraklık beklentisi ve bununla birlikte gelebilecek kıtlık sorunu hem ekonomik hem sosyal sorunları beraberinde getirebilir. Markaların bu konuda öncü olması, kolektif bir hareket yaratma adına çok önemli. Ortak paydada amacımız; insanlığa fayda sağlamak ve gelecek nesillere sağlıklı, yaşanabilir bir miras bırakmak olmalı.

İlginizi çekebilir

Bayer, Türkiye’de 70. Yılını Kutluyor

Dünyada 160, Türkiye’de ise 70 yıldır faaliyet gösteren Bayer, hem tarım hem de sağlık alanında önemli bir konumda yer alıyor. Kadın sağlığı, kardiyoloji, nefroloji, oftalmoloji ve onkoloji alanlarında insanların yaşamlarında fark yaratan, yenilikçi ilaçlar ve yeni terapötik yaklaşımlar araştırıp geliştiren Bayer İlaç’ın Türkiye ve İran Ülke Grubu Başkanı Colin Tyrer ile şirketin Türkiye’deki faaliyetleri, Ar-Ge ve klinik araştırmalara yaptığı yatırımları, sosyal sorumluluğa ve sürdürülebilirliğe bakış açısı ve projeleri ile Türkiye’deki yerelleşme adımlarına ilişkin konuştuk.