Cumartesi , Temmuz 24 2021

Enfeksiyon Hastalıklarına Karşı Her Yaşta En Etkin Silah Aşılar

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, her yıl 2-3 milyon kişi aşı ile önlenebilir enfeksiyonlar nedeniyle hayatını kaybediyor. Dünya genelinde aşılama oranlarının artırılmasıyla bu ölümlerin yarı yarıya azaltılması mümkün.

Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD), ülkemizde erişkin bağışıklaması konusunda farkındalığı artırmak ve tüm sağlık çalışanlarıyla buluşmak amacıyla, online olarak düzenlediği III. Erişkin Bağışıklama Akademisi’nin toplantısında enfeksiyon kaynaklı ölümlerin dünya genelinde azaltılması için erişkin bağışıklamasının önemine dikkat çekti.

Aşı ile bulaşıcı hastalıklara bağlı ölümler azaltılarak toplum sağlığı korunabilir, böylece tedaviye ayrılan yüksek maliyetler giderleri sağlık harcamalarına yeniden kazandırılabilir.

Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Canan Ağalar: “Akademiye, Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği çatısı altında Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, Türk Cerrahi Derneği, Türk Geriatri Derneği, Türk Hematoloji Derneği, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, Türk Kardiyoloji Derneği, Türk Toraks Derneği, Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği, Türkiye Romatoloji Araştırma ve Eğitim Derneği, Viral Hepatitle Savaşım Derneği paydaş olarak katıldı. Bağışıklama, günümüzde halen hastalıkların önlenmesinde en başarılı, en etkili ve maliyet etkin yaklaşımlardan biridir. Enfeksiyon hastalıklarının binlerce yıllık geçmişine rağmen çok kısa bir geçmişe sahip olan aşılar ile dünyanın çoğu yerinde çocuk felci, kuduz, difteri, tetanoz, boğmaca, kızamık, kabakulak gibi pek çok enfeksiyon hastalığı kontrol altına alınabilmiş ve çiçek hastalığı dünya genelinde yok edilmiştir. Aşılama, immünoloji ve biyoteknolojdeki gelişmeler sayesinde sıtma, insan immün yetmezlik virüs enfeksiyonu, Kırım Kongo Hastalığı gibi bulaşıcı hastalıkların yanı sıra kanser gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar için de umut ışığı olmaktadır. İçinde bulunduğumuz COVID-19 pandemi döneminde aşıların önemi bir kez daha anlaşılmış ve salgının önlenmesinde en önemli silah olduğu görülmüştür. Günümüze kadar dünyada hiçbir enfeksiyon hastalığına karşı eş zamanlı bu kadar çok aşı geliştirme çalışması olmamış ve doğal olarak pandemi sürecinin bir sonucu olarak hızla kullanıma sokulmuştur. Halen, ülkemiz de dâhil, dünyada birçok ülke kendi aşısını geliştirmek için yoğun bir çaba içerisine girmiştir” dedi.

Ağalar, “Aşı ile korunması gereken risk gruplarındaki artış da ayrı bir öneme sahiptir. Günümüzde organ ve kök hücre nakli yapılanlar, kalp hastaları, kronik akciğer hastaları, yapısal akciğer hastalığı olanlar, şeker hastaları, kronik böbrek hastaları, immün sistemi baskılayan ilaç tedavisi alanlar, kemoterapi alanlar gibi pek çok risk grubu aşı ile korunabilen hastalıklara maruz kalabilmekte ve yaşam kaliteleri olumsuz etkilenebilmektedir.  Uzamış insan ömrü ve yaşlanma ve yaşlılıkta aşı gereksinimi öncelikli ilgilenilmesi gereken diğer bir konudur. Globalleşen dünyada artan seyahatler nedeniyle seyahat tıbbı ve riske uygun bağışıklama giderek önem kazanan bir diğer konudur. HPV örneğinde olduğu gibi bağışıklama kanser gelişimini önlemede de önemli rol oynar” dedi.

Prof. Dr. Canan Ağalar: ”Artan bağışıklama ihtiyaçları nedeniyle erişkin bağışıklama poliklinikleri açılması ve aşı hemşireliği kavramının geliştirilmesi günümüz sağlık düzenlemesinde önemli yer alacak. EKMUD ile birlikte 12 derneğin huzurlarınızda bağışıklama konusunda görüşlerini ve çabalarını paylaşmasını büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz“ diye konuştu.

COVID-19 ile birlikte toplumda bağışıklamanın önemi konusunda bir farkındalık oluştu

Bağışıklama, aşı uygulayarak kişinin bir enfeksiyon hastalığına karşı bağışık hale gelmesini sağlamaktır diyen Türkiye EKMUD Erişkin Bağışıklama Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal ise şunları söyledi: “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, bağışıklama sayesinde her yıl 2-3 milyon kişinin enfeksiyona bağlı ölümü engellenmektedir. Küresel bağışıklama kapsamı artırılarak ilave 1,5 milyon ölümün daha engellenmesi mümkün olabilir. Gelişmekte olan ülkelerde bebek ölümlerini önlemenin en önemli yollarından biri yine anne aşılamasıdır. Aşılanmamış çocukların yanı sıra erişkinler de risk altındadır. Toplum giderek yaşlanmakta ve özellikle 65 yaş üzeri kişiler bazı enfeksiyonlara daha duyarlı hale gelmektedir. Örneğin grip ve toplum kaynaklı pnömoni (zatürre) bu yaş grubunda önemli bir ölüm nedenidir. Dünya genelinde her yıl 1,6 milyon ölüme yol açan pnömokoksik pnömoniden ve 500 binin üzerinde ölüme neden olan gripten aşı ile korunmak mümkündür. Bu yaş grubu, geride kalan bir yıl içeresinde COVID-19’un en ölümcül seyrettiği grup olmuştur. Aşılamanın başlamasından sonra bu yaş grubunda görülen vaka sayısının azalması ve hastalığın aşılanmamış yaşlarda daha fazla görülmeye başlaması da aşılamanın bulaşıcı hastalıklardan korunmada ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. COVID-19, toplumda bağışıklamanın önemi konusunda bir farkındalık oluşmasına sebep olmuştur. Pandemi döneminde insanların COVID-19 aşılarını yaptırmak istemelerinin yanı sıra, özellikle grip ve zatürre aşılarına olan talepteki artış da dikkat çekicidir.”

Erişkin bağışıklamanın en büyük uygulayıcıları aile hekimleri

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Özlem Sezen: “Ülkemizde erişkin bağışıklamanın en büyük uygulayıcısı ve sahiplenicisi aile hekimleridir.  Ülke genelinde 81 ilde yaklaşık 26 bin aile hekimi çalışmakta ve mobil hizmetler ile de en ücra yerlere dahi ulaşılmaktadır. Erişkin aşılamada özellik gösteren gebelik aşılamaları, erişkin yaş grubu rutin aşılamaları, kronik hastalığı olanların aşılamaları ve belli hastalık gruplarına göre kişilerin aşılamaları aile hekimleri tarafından büyük bir titizlikle yapılmakta ve takip edilmektedir. COVID-19 sürecinde aşıya olan ilgi ve özellikle de erişkin aşılamada farkındalık belirgin bir şekilde artmıştır. Son dönemde pnömokok (zatürre) aşısına olan ilginin artışı, ardından COVID aşılarının gelmesiyle beraber tekrar eşkin aşılamanın önemi daha iyi anlaşılmıştır.  Burada en büyük uygulayıcı olan aile hekimliğinin önemi de bir kere daha ortaya çıkmaktadır” dedi.

Aşılara olan ihtiyaç ve güven her zamankinden daha fazla

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Pınar Okyay ve Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Bulaşıcı Hastalıklar Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. C. Tayyar Şaşmaz görüşlerini şöyle belirttiler: “Aşılar öncelikle çocukluk çağında yaygın olarak yapıldığından, toplumda aşı ve bağışıklama hizmetleri denilince çocuklarla ilgili sağlık hizmetleri öne çıkmakta ve anlaşılmaktadır. Geçmişte bu doğru olmakla beraber, günümüzde aşı ile önlenebilir hastalıkların erişkinlerde de giderek artması; erişkinlerin de aşılanmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Çocukluk çağı aşılama deneyimlerimizi kullanarak erişkin yaş grubunda da başarılı bir bağışıklama hizmeti planlayabilir ve yürütebiliriz. Hem şimdi hem de gelecekte olası bulaşıcı hastalık, salgın ve pandemilerinden korunmak için aşılara olan ihtiyaç ve güven her zamankinden daha fazladır. Stratejik bir ürün haline gelen aşıların, hiç olmazsa başlangıçta bazılarının, ülke içinde üretilmesi ve bu konuda dışa bağımlılığın zamanla tümden ortadan kaldırılması önem arz etmektedir.”

Aşılar, Türkiye dahil tüm ülkelerde üretilmeli

Türk Cerrahi Derneği’nden Doç. Dr. Kerim Bora Yılmaz: “COVID-19 pandemisi ile aşının insan hayatındaki değeri tekrar anlaşıldı. ‘Aşı karşıtlığının’ bilim ve insan hayatı karşıtlığına dönüştüğünü ne yazık ki acı şekilde tekrar gördük. Aşılama–bağışıklama etkinliklerinin başarısı, diğer bir deyişle aşılama ile insanlığın aşı ile hastalıklardan korunması, toplum içinde belirli aşılama düzeylerine erişilebilmesiyle mümkündür. Bu yaygın aşılama etkinliklerinin koruyuculuğu kanıtlanmışken; toplum sağlığı ile aşı arasına kar hırsı veya patent yasalarının girmesi engellenmelidir. İnsanlığın binlerce yıllık bilgi birikimi ile üretilebilen “aşılar” kimsenin tekelinde olmamalıdır, Türkiye dahil tüm ülkelerde üretilir hale gelmelidir. Dünya genelinde yaygın aşılama oranlarına engellenebilir hastalıklardan ölümleri durdurmak için ulaşılmalıdır” dedi.

Yaşlılık döneminde bulaşıcı hastalıklara duyarlılık artmaktadır

Türk Geriatri Derneği Başkan Yardımcısı Öğr. Gör. Dr. Meltem Şengelen ise şu bilgileri paylaştı: “Yaşlılık döneminde bulaşıcı hastalıklara duyarlılık artmaktadır. Yaşlılara grip (influenza), zatürre (pnömokok), tetanoz ve zona (herpes zoster) aşıları ayrıca, kuduz, seyahat aşıları gibi diğer aşılar da gerekli görülürse önerilmektedir. Grip aşısının yaşlılar ve bakımevinde kalanlar ve onlarla birlikte yaşayan/bakım verenlere her yıl tek doz uygulanması, aşı içeriği dolaşımdaki virüs ile eşleşmese bile, şiddetli hastalık, ciddi komplikasyonlar ve ölümden korumaktadır. Bu gruba aşı reçete edildiğinde bedeli karşılanmaktadır.”

Hematolojik kanserli hastalar aşılanmalıdır

Türk Hematoloji Derneği’nden Doç. Dr. Sinem Civriz Bozdağ şunları söyledi: “Hematolojik kanserler, organ kanserlerine göre bağışıklık sisteminin çok daha baskılı olduğu hastalıklardır. Hastalığın kendisi ve verilen tedaviler nedeni ile oluşan bu bağışıklık baskılanmasının sonuçlarından en önemlisi ise enfeksiyonlara meyildir. İşte bu nedenledir ki hematolojik kanser hastalarının aşılanması çok önemlidir.”

Kardiyovasküler hastalığı olan hastalarda enfeksiyonlar riskli seyrediyor

Türk Kardiyoloji Derneği’nden Doç. Dr. Özcan Başaran: “Kardiyovasküler hastalıklar dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasındadır. Kronik kardiyovasküler hastalığı olan hastalarda enfeksiyonlar önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir. Aşı ile önlenebilir hastalıklarda, aşılama bu hastalıklardan korunmada en etkili yöntemdir” dedi.

Kanser hastaları da aşılanmalıdır

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği’nden Doç. Dr. Ebru Çılbır, kanser hastaları ve bağışıklama konusunda şunları söyledi: “Tüm kanser hastaları erişkin aşılama şemalarında bulunan aşıların uygulanması açısından değerlendirilmelidir. Aktif tedavi almayan hastalıksız takipteki tüm kanser hastalarına erişkin aşı şemasında olan tüm aşılar yapılabilir. Aktif kanser kemoterapisi alan hastalar ve uzun süreli kortizon tedavisi alan hastaların bağışıklık sistemi baskılanmıştır. Bu hastalarda suçiçeği, zona, kızamık gibi canlı veya zayıflatılmış aşı yapılmamalıdır. Grip, zatürre, tetanoz, difteri aşıları inaktive aşılardır ve yapılmasının zararı yoktur. Ancak yeterli, bağışıklık oluşabilmesi için mümkünse tedavi başlamadan 2 hafta önce veya 3 ay sonra yapılmalıdır. Hasta halihazırda kemoterapi alıyor ve uzun sürmesi bekleniyorsa ya da grip mevsimi ve pandemi dönemleri gibi yüksek riskli dönemlerde, kemoterapi kürleri arasında da grip ve zatürre aşıları yapılabilir. Hasta kemoterapi alırken aşılandığında aşıdan beklenen yararın düşük olacağı akılda tutulmalıdır. Kanser hastalarında ciddi COVID-19 enfeksiyonu riski artmıştır. Toplumda uygulanan değişik teknolojilerle üretilen COVID-19 aşılarından klasik inaktive virüs aşısı ve mRNA aşıları canlı virüs aşısı değildir. Kanser hastalarına güvenle uygulanabilir” dedi.

Romatizma hastalarına aşı konusunda önemli uyarılar

Türkiye Romatoloji Araştırma ve Eğitim Derneği (TRD)’nden Prof. Dr. Mehmet Soy, “Romatizmal hastalığı olan erişkin hastalarımızın hepatit B, pnömokok (zatürre), mevsimsel grip aşıları dahil rutin aşılarını yaptırmalarını önermekteyiz. Bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanacak olan romatizma hastalarının, mümkünse aşılarını bu tedavilerden önce yaptırması önerilir. Bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanan romatizma hastalarının bu aşıları yaptırırken hekimlerine danışarak bazı ilaçlarında düzenleme yaptırmaları gerekebilir. Aşılar, öncelikle romatizma hastalığın uyuma döneminde yapılması tercih edilmelidir” dedi.

Hepatitle mücadelede aşı önemli bir yer tutuyor

Erişkin Bağışıklama Rehberi Viral Hepatitle Savaşım Derneği (VHSD) Temsilcisi Prof. Dr. Selma Tosun şunları söyledi: “Halk arasında bulaşıcı sarılık hastalıkları diye bilinen viral hepatitler, virüslerle oluşur ve halen toplum sağlığı açısından oldukça önemli hastalıklardır. Özellikle B tipi ve C tipi sarılık hastalıklarını geçirdikten sonra bazı hastalar tümüyle iyileşmez ve uzun yıllar içinde karaciğer yetmezliği, siroz ya da karaciğer kanseri gelişebilir, hatta ölüm bile görülebilir. Ülkemizde karaciğer yetmezliği, siroz ya da karaciğer kanseri olan hastaların büyük çoğunluğu hepatit B ve C hastalarıdır. Yine karaciğer nakillerinin de yaklaşık yüzde 60’ını viral hepatitlere bağlı karaciğer yetmezliği oluşturmaktadır. B tipi sarılık virüsünün başlıca bulaşma yolları kan ve vücut sıvılarıyla bulaşma, gebeden bebeğine bulaşma ve cinsel ilişkiyle bulaşma şeklindedir. Hepatit B virüsü ile yaşamın erken döneminde karşılaşınca siroz ve kanser gelişme riski yüksek olduğu için tüm gebelere gebelikleri sırasında HBsAg denen tetkikin yapılması ve eğer annede bu hastalık varsa bebeğine doğumda hepatit B aşısı ile birlikte özel bir serumun yapılması gereklidir. Ülkemizde 1998 yılından beri tüm bebeklere doğumdan itibaren hepatit B aşısı ücretsiz olarak yapılmaktadır, ayrıca 2005-2006 yıllarında okul aşılamaları da yapılmıştır. Bu nedenle ülkemizde 20-25 yaştan küçük kişiler hepatit B için aşılanmış durumdadır; artık hepatit B hastalığı daha çok genç erişkinlerde ve orta yaş grubunda, sıklıkla cinsel ilişkiye ya da ortak kesici delici malzeme ortak kullanımına bağlı olarak görülmektedir. Hepatit B hastalığı için yüksek riskli olan kişilerin (sağlık çalışanları, böbrek hastaları, organ nakli-kemik iliği nakli ya da kanser hastaları, sık kan nakli yapılan kişiler, kronik karaciğer hastalığı olanlar, HIV ile enfekte kişiler, homoseksüeller, sex işçileri, madde bağımlıları, cezaevlerinde olanlar, HBV taşıyıcılarının aile içi temaslıları gibi) aşıları da Sağlık Bakanlığımız tarafından ücretsiz olarak yapılmaktadır.

A tipi sarılık hastalığının esas bulaşma yolu kirlenmiş yiyecek ve içeceklerin yenilip içilmesi şeklinde olmaktadır. Bu hastalık özellikle ileri yaşta geçirilirse ağır seyredip ölüme yol açabilir ayrıca çocukluk döneminde de ağır seyredebilip ölüme yol açabildiğinden ülkemizde Hepatit A aşısı da 2012 yılından beri çocukluk dönemi aşıları arasında ücretsiz olarak yapılmaya başlanmıştır.”

 

İlginizi çekebilir

Amgen ve Gensenta Çalışanlarından Türk Eğitim Vakfı Bünyesinde Burs Alan Öğrencilere Mentorluk Desteği

Kurumsal vatandaşlık anlayışı ile gönüllülük esaslı çalışmalara odaklanan Amgen Türkiye, Türk Eğitim Vakfı’nın bursiyerlerine Mentorink …